Lilypie Third Birthday tickers

Lilypie Fourth Birthday tickers
beyhan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
beyhan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2012 Pazartesi

2012 KURBAN BAYRAMI..


Yazılarıma geriden geriden devam etmekteyim.
 
 
Bu bayramda her bayram olduğu gibi Bursa İstanbul arası git gel trafiğin verdiği yorgunlukla başladı bitti. Ama o yorgunluk memleketim Bursa'ya varır varmaz bitiveriyor her nedense:)) Derin deriiin çekesim geliyor havasını mis gibi tertemiz. 


Akraba gezmeleri, kalabalık yenen aile yemekleri, tatlılar, sarmalar, etler derken bir de fıstığımın neşesi eklenince tam tadında geçti kurban bayramımız.
 


Defne'm nasılda mutluydu kuzenleriyle bahçede koşup oynarken görmeliydiniz.  Ayrıca bu bayram el öptü bol bol, "bayramınız kutlu olsun" dedi büyüklerine. Bir o kadar bolda şeker yedi "dur artık " dememizi duymazlıktan gelip.
 
Seneyede sonraki senelerde de  hep bu neşeyle aynı kalabalıkla dolu dolu geçmesi ümidiyle, selamlar sevgiler tüm sevdiklerime.

10 Kasım 2012 Cumartesi

10 KASIM....

ÖZGÜRLÜĞÜMÜ, ÇAĞDAŞLIĞIMI  SANA BORÇLUYUM;
 
ALNIM AÇIK, BAŞIM DİKSE SANA BORÇLUYUM.
 
İZİNDEYİM, İZİNDEYİZ.
 
TEŞEKKÜRLER ATAM.....
 
 
Saygıyla, minnetle, özlemle anıyoruz.

9 Kasım 2012 Cuma

YAZDAN KALMA...


Yazın son günlerini fırsat bilerek hafta sonlarımızı çok çok iyi değerlendirdik arkadaşlarımız ve minik yavrularımızla.

Sahilde bol bol koşup oynayan, ağaçlara tırmanan iki kediş
  
 
 Balıkçı amcasından izin isteyip balık tutan küçük balıkçı
 

 
Zıp zıpta zıp zıp diye tutturan Defnoş yükseklere zıplarken
 

 İşte müthiş bir manzara görmeye kesinlikle değer, Yoros Kalesi

 
Güneşin batışın izleyen analar ve kızçeleri
 

Park delisi bir kızla gezip keyif yapmak ne mümkün, öncelik Defnoş'un keyfi

 

Şimdilik bu kadar yoksa hızımı alamayıp bütün fotoları aktarıcam şimdi buraya :))

7 Kasım 2012 Çarşamba

SELAM...


Selamlar, saygılar, herkese derinden hürmetler  deee ne kadar uzun zaman olmuş yazıp okumayalı. Çok tembel oldum çoook.
 
Şimdi şunu mu bunu mu desem, nerden başlayıp neyi nasıl yazacağımı bilemiyorum inanın. Çooook şeyler oldu tembelliğime yenilip buralara gelmediğim zaman içerisinde. İnşallah tek tek sıra gelecek hepsini anlatacağım size.
 
Şimdi burnumu çeke çeke, tüm kemiklerim kırılıyormuş gibi ağrıyorken, grip "ahanda ben geldim" demiş beni yatağa düşürmüşken nokta koyuyorum postuma. 

                                                               Sağlıcakla kalın inşallah .....

18 Ağustos 2012 Cumartesi

İYİ BAYRAMLAR.....


Bir ramazan ayını da geride bıraktık, seneye yine tüm ailemiz sevdiklerimizle birlikte, sağlıkla ramazan ayı ve bayramlara ermeyi nasip etsin Rabbim.

Güzel bir bayram sabahına uyanacağınız inşallah, büyüklerin elleri öpülüp akraba ziyaretlerinden sonra Bursa'ya yolculuk var nasipse.

Tüm dostlarımın, arkadaşlarımın, tanıdığım tanımadığım blogcanların mübarek ramazan bayramını kutluyorum.


DEFNE KIZ VE ANASI HERKESE HAYIRLI BAYRAMLAR DİLER ........

28 Haziran 2012 Perşembe

2.5 YAŞLA GELEN DEĞİŞİM.....

Nedense fotoğraf ekleyemiyorum bloğa. Eklesemde yayınladığımda çıkmıyor.

Neyse  keşke fotoğrafları koyabilseydimde size şu süslü cadıyı gösterebilseydim. 2.5 yaş ile birlikte çok değişti bu kız yahu.

İstekleri, soruları, çabuk sıkılması arttı, hareketleri değişti. En belirgin özelliği ise artık giyinme konusunda hiç beni dinlemez oldu. Yazın ortasında "ben o çorabı giymem" deyip gidip çekmeceden kendi aldığı kalın çorabı giyebiliyor bugün olduğu gibi. Sonra elbise ve etek takıntımız başladı. Hele ki son 2 gün ve gecedir aynı etekle yatıp kalkıyoruz. Uyuduğunda bile çıkarttığımı hissedip çekeliyor eteğini. Çıkartmışsam eğer sabah uyandığında ilk iş eteğini sormak ve giymek oluyor. Gezmeye gidecekse annenin çıkarttığı giysilere pek bakılmıyor artık, dolabını açıp alakasız şeyleri isteyip" bunları giydir" diye tutturuyor mesela.

Bir de kıyafetlerine birşey dökülmesin ,su damlasa dahi hemen soluğu odasında alıyor "çıkart bunu başka giyicem kirlendi ıslandı bu" diyerek. Ne anlatırsan anlat duymuyor bile söylediklerimi, kendi kafasına göre takılıyor fıstıkım. 

Saçlarını kuyruk yada örgü istemiyor artık. "Toplama ittemiyorum  anne nolursun"diyor tokalarını elime aldığımda. Kandırmacalarla topluyoruz saçları şu sıra. Saçları tarandığında, yeni birşeyler giydiğinde aynanın karşısına geçip "ne güzel oldum anne" deyip kendine bakıyor  dönüp dönüp. Hatta aynada kendini bile öpüyor:) 

Kız çocuklarında normal sanırım böyle davranışlar. Ama annesi böyle süslü püslü değil kime çektiyse artık :) 

Şu an öğle  uykusunda minik kuşum. Altında uzun bir tayt, kalın çoraplar, kot fırfırlı eteği, üzerinde ise tşört ve onun üzerine ise askılı tşört giymiş durumda kendisi :)  Bakalım uyandığında hangi kostümlerini giyecek:)

26 Haziran 2012 Salı

31. ayda TUVALET EĞİTİMİNDE MUTLU SON...

Hep dile getirmiştim ya en korktuğum süreçlerden biriydi tuvalet eğitimi. Defne'den çok kendimi hazır hissetmem gerektiğini düşündüm herzaman. Rahat ve sabırlı davranmam en önemli kurallardan biriydi biliyordum ama uygulamaya geçince bu konuda kendime pekte güvenemiyordum açıkçası.

Defne'nin bugüne kadar gelişiminde bazı kararlar alırken kafamda hep bir zaman belirlemiştim öncesinden. Mesela, anne sütü için sütüm yettiği sürece devam ama emmek istemese de mutlaka 1 yaşına kadar ne şekilde olursa olsun içecek demiştim ve öylede yaptım. Sonrasında emzik vardı onda da 2 yaş son demiş ve bunu uygulamıştım. Tuvalet eğitimi konusunda ise 2.5 yaştı bence başlamam gereken zaman. Bir de başladığımda pes etmemeliydim zorlansakta geriye dönüş yapmamalıyım diye düşünüyordum.

Nasıl başlanmalı, nasıl davranmalı, gündüz bezsiz gece bezli mi olmalı, hazır mıyım, kızım hazır mı? falandı filandı derken mayıs ayı başlarında bir denesem mi diyerek çıkarıp attım bezi Defnoşun poposundan:) Öncesinde alıştırma külotları aldık kızımla beraber. Lazımlık zaten neredeyse bir sene öncesinden banyomuzda duruyordu:) Bununla ilgili bir yazı bile döşemiştim kısadan:) Defne'yle güzel güzel konuştuk ,ne yapması gerektiği nereye yapması gerektiğini bilsede artık bez bağlanmayacağını anlattık kendisine. Hep "tamam annecim" dedi tabiki. Dedi demesinedeee hiçte öyle tamam olmadı sayın seyirciler:)

Bir gün iki gün üç, dört derken hiç söyleme girişiminde bulunmadı defne bir hafta boyunca. Her sorduğumda "yok benim çişim yok anne" dedi hep ve daha arkamı döner dönmez altına yaptı çişinide kakasınıda. Ve her yapışında da özür diledi benden yavrucum. Zaman doğru zamandı kendimce ama  hazır değilmişim o anlarda bunu iyi anladım. Baktım ki olmayacak pes ettim, kızımıda kendimide dinlenmeye aldım bir süre. Bu arada ondan bundan "aa öğrenmedi mi, öğretmedin mi, aa söylemesi lazım aslında, geç kalmışsın"  vs vs cümlelerini duysamda hep duymazlıktan geldim :)

Dinlenme süremiz bitince baktım ki ben çok rahatım kızımda öyle ya bismillah deyip, hiç sıkmadan bunaltmadan en önemlisi bunalmadan ve daha kararlı çıkardık attık bezi Haziran ayı başlarında. Defne'ye çiş var mı kaka var mı diye hem sordum çoğu zamanda sormadan sık sık götürdüm tuvalete. Hemde lazımlığa değil direk klozete oturttum. Bazen boş boş oturduk yapmadı, bazen yaptı alkışlar yaptık şarkılar uydurduk sözleri çiş ve kakadan oluşan:) Dışarı çıkarkende hiç bez bağlamadım. Evden çıkmadan "bak temiz külot giydirdim tuvaletin geldiğinde söyle mutlaka" diyede ufak uyarmalarda bulundum. Çantama yedek çamaşır kıyafet attım hep.  Alıştırma külotları vardı ya bir sürü aldığım, onlarıda kullanmadım bu denemede cicili bicili çamaşırlar aldım kızıma. Eh  minicik, görmezden geldiğim kaçırmaları oldu kuzumun halende oluyor arada ama olacak o kadar dimi.  Beş altı gece bez bağladım uyutmadan. Sonra sonra gündüzleri durum çözülmeye Defne söylemeye başladıkça gece bez bağlamıyıda bıraktım.

Şimdi kızım meleğim artık tuvaletini söylüyor. Tuvaletini yapıp bitirdiğinde " mikyoplar gidin " deyip ellerini yıkıyor havlusuna siliyor. Geceleri eğer çok kıpırdar uyanırsa yada ben uyandığımda kaldırıp götürüyorum tuvalete.

Allahıma çok şükür beni zorlayan korkutan bu sürecide hayırlısıyla atlattık sayıyorum. Darısı bu yolda ilerleyen yada yeni başlayacak anne ve yavrularının başına inşallah.

* BU KONUYU UZUUUUNCA ANLATIRIM DEMİŞTİM ÖYLEDE OLDU :))

25 Haziran 2012 Pazartesi

RESİM EKLEYEMİYORUM..

Acaba bana biri yardım edebilir mi?

Dün  farkettim ki bloğa resim eklediğim halde yayınla dediğimde sadece yazılarım çıkıyor resimler kendiliğinden kayboluyor. Tekrar tekrar denedim ama hep aynı sonucu aldım.

Sizce neden olabilir fikri olan var mı?

24 Haziran 2012 Pazar

TEMBEL BLOG SAHİBESİ GELDİİİİİ :))

Selamlar sevgiler benden bizden sizlere.

Gerçekten de çok tembel oldum çıktım yahu.

Her fırsat bulup birşeyler yazsam dediğimde, vazgeçip kalkar oldum yerimden. Sebepsizce uzaklaştım bloğumdan. Yazmak bir kenara okumak bile zor geldi takip ettiğim blogları. Halende öyleyim tam geçmiş değil bu tembellik :))

Neyse ki herşey yolunda. Bahardı, yazdı, Bursa, İstanbul arası git gel, misafir ağırla, gezmelere git, Defne'mle oyna, ev işi vs vs derken gelip geçiyor günlerimiz.

Yazmak istediğim ama zaman aşımına uğrayıpta unutulup giden bir sürü şey vardı aklımda ya da not kağıtlarımda. Kandiller geçti, en önemlisi babalar gününü bile not edemedim buraya anneler gününde yaptığım gibi sonra kızımın tuvalete alışma dönemleri, haa bir hafta süren ana kız nezle grip hastalığımızda oldu bunların yanında ve yazamadığım birçok şey işte.

Eh ne diyeyim bundan sonrası belki yola gelirim birazcık:) diyerek bu aralar dertlendiğim ve beni fazlasıyla geren postu yayınlayayım ilk olarak.

Haydi Bismillah:)


24 Mayıs 2012 Perşembe

REGAİP KANDİLİNİZ HAYIRLI OLSUN...



BUGÜN VE BU GECE YAPILAN BÜTÜN GÜZEL DUALARDA UNUTULMAMAK DİLEĞİMLE,


BUGÜN VE BUNDAN SONRAKİ KANDİLLERDE HERKESİN SEVDİKLERİYLE, EŞİYLE, ÇOCUKLARIYLA, SAĞLIKLI , HUZURLU OLABİLMESİ,
VE

YAPILAN HER DUANIN, DUALARIMIZIN KABUL OLMASI DİLEĞİMLE,


HERKESİN KANDİLİ MÜBAREK OLSUN...


21 Mayıs 2012 Pazartesi

ÖDÜLÜM VAR......

Öncelikle sevgili Dilek'ten (Demlenmiş Yaşam Öyküleri) çok çok özür diliyorum, bu güzel ödülü bana verip yayınlayamadığım gibi teşekkür etmeyi bile çok geçe bıraktığım için.

Beni anlayacağını düşünerek kendisine tekrar teşekkürlerimi sunuyorum.

1- Bizde 11 arkadaşımıza veriyoruz bu ödülü

* http://www.ahlamdan.blogspot.com/

* http://www.annekaleminden.blogspot.com/

* http://www.ikizbuyutmek.blogspot.com/

* http://www.coko-prenses.blogspot.com/

* http://www.hayatintatliheyecanlari.blogspot.com/

* http://www.alminabeyaz.blogspot.com/

* www.eslemcehayat.blogspot.com/

* http://www.annesiningulu.blogspot.com/

* http://www.nuralp.blogspot.com/

* http://www.keoszone.com/

* http://www.dekorapsuwasyon.blogspot.com/

2-Ödül aldıklarını bloglarına gidip haber vermemiz gerekiyor.

* Büyük bir zevkle:)

3- Kendimizle ilgili 7 gerçeği paylaşıyoruz.

* 2004 yılında aşkımla evlendim "eş" oldum

* 2009 yılında "anne" oldum

* Sakin bir yapıya sahibim fakat son zamanlarda bu çizgimden çıkar ve bazı anlarda ise haddimi aşar gibi oldum :)

* Saçlarım sarıda mı kalsın kahveye mi döneyim aylardır bir karar veremedim ne kötü bir durum değil mi :)) Allah kimseyi düşürmesin bu derde:)

* Yine son zamanlarda "aaa hala bez mi bağlıyorsun bu kıza çişini söylemiyor mu ? " sorularından nefret eder oldum.

* Kızımla evde kaliteli vakit denen o vakitlerden geçiremediğimizi ve yetemediğimi düşünüp çok üzülüyorum.

*Off 7 olmak bilmedi sanki düşün düşün:)  son olaraktaaa,  evsanatçısı olmayıpta keşke başka bir dalda kendimi geliştirseydim diyede çok düşünüyor ve kendimede ara ara kızıyorum:)

4.Bize ödül veren kişiye teşekkür ediyoruz.

* En başta teşekkürlerimi sunmuştum ama tekrardan  sevgilerimi iletiyorum "Demlenmiş Yaşam Öyküleri "blog sahibine.

5- Versatile blogger ödül fotosunu bloğumuza ekliyoruz.

2 Mayıs 2012 Çarşamba

BİZ KAYBOLMADIK SADECE YOĞUNUZ:))

Herkese kucak dolusu sevgilerler merhaba.

Neredeyse bir ay olacak ne yazabiliyorum ne de bakıp çıkabiliyorum buralara. İşin mi çok? diye sorarsanız cevap "hayır". Ama ne bileyim işte yazasım gelmiyor vakit ayıramıyorum, başka şeylerle uğraşırken zaman gelip geçiyor.

Bizler iyiyiz çok şükür. Defnoş kuzusu da halen çiş söylememe inadı ve şirinliğiyle büyümekte. Bununla ilgili uzuuun bir yazım olacak bakalım ne zaman:)Uğraşıyoruz, pes ediyoruz, zamana bırakıyoruz. Şimdilik sinirler gerilmeden Defnoş sıkıntıya girmeden kendi halimizde ilerliyoruz bu konuda.


Malum bahar havası çarptı biraz bizi. Bütün kışı hiç hastalanmadan geçiren Defne, baharın gelmesiyle ilk soğuk algınlığı şurubunu içmiş bulundu. Maşallah keyif yerinde, hareket bol lakin burnu şır şır akmakta bugünlerde.

Defne havaların ısınmasıyla birlikte sürekli gezmek istiyor, sürekli dışarıda oynamak, koşmak, zıplamak istiyor. Gündüz ya benimle yada babaannesiyle birlikte parkta sokakta. Akşamları ise babası işten gelir gelmez "nereye gidicez babacım" diye soruyor. Hafta sonu olduğunu bile anlıyor artık "ben şimdi uyucam baba erken gelcek" diyor bana cumartesi günleri. Pazar günleri ise sadece kızımıza göre planlar yapıyoruz artık.

Bizde son durumlar bu kısaca. Hafta sonu Bursa'dan canlarım geliyor yeğenlerim abimler yengemler. Belki onlar evlerine dönerken bende bir Bursa tatili yapabilirim aralarına sıkışarak.

Yeni ve güzel gelişmelerle arayı fazla uzatmadan tekrar yazabilmek ümidimle hoşçakalın.......

8 Nisan 2012 Pazar

SULTAN SARMASI...

Missss gibi bir lezzetle herkese hayırlı, kazançlı, güzel bir hafta diliyorum. 


,


Yine Birsence'nin nefis tatlı tariflerinden biridir bu. İlk denememdi ve gerçekten harika oldu. Yapımıda tadıda çok hafif. Herkese tavsiye ediyorum.
Tarifi aynen uyguladığım için buraya kopyalama yapıyorum:)

  • 1 kilo süt
  • 1,5 su bardağı tozşeker
  • 5 çorba kaşığı un
  • 3 çorba kaşığı kakao
  • 1 paket vanilya
  • 2 çorba kaşığı margarin
  • 2 su bardağı hindistancevizi
  • 2 poşet kremşanti
  • 1 su bardağı süt
YAPILIŞI:Bir tencerede un,şeker ve kakaoyu karıştıralım.İçine azar azar 1 litre sütü ilave edip karıştırmaya devam edelim.Tencerenin altını yakıp pişirelim.Muhallebimiz pişince altını kapatıp vanilya ve margarini ekleyelim.Soğuyunca mikserle 15 dakika çırpalım..Fırın tepsisine hindistancevizini yayalım.Üstüne muhallebiyi döküp soğumasını bekleyelim.İyice soğuyunca üstüne çırpılmış 1 su bardağı sütle çırpılmış krem şantiyi yayalım..Streçleyip 3 saat dolapta bekletelim..Dolaptan çıkarınca önce uzunlamasına 2 'ye bölelim.Sonra 2 parmak kalınlığında keselim ve rulo saralım.Dik bir şekilde pasta kağıtlarına yerleştirip tekrar servis zamanına kadar dolaba kaldıralım...

7 Mart 2012 Çarşamba

6 MART..


Dündü benim doğum günüm. 

"Hepii dörttey anneeee" dedi bana bir minik kuş,

Yeni yaşımı ilk O (eşim) kutladı "aşkımsın benim" diyerek,

İyiki doğdun mesajları, telefonları aldım bir sürü,

Ne iyi etmişimde dünyaya gelmişim:)

4 evladın sonuncusu olarak doğmamla birlikte, şimdi güzeller güzeli kıvırcık saçlı bir fıstığın annesi, sürekli pozitif sürekli hayata olumlu bakan ve beni çok seven ince fikirli bir adamın karısıyım.

Eyyy hayat yaşlanıyorum mu ne?

Ne kaldı ki şunun şurasında 35 e:)

Daha yapılcak, görülecek çok şey var.

Dileğim hayırlı yaşlara erelim hep beraber tüm sevdiklerimle ailemle. Heeep mutlu mesut.

6 Mart 2012 Salı

VERTİGO musun nesin GİT BAŞIMDAN...

Son bir yıldır bu dertle uğraşıyorum. Adı vertigo.  

Bir gece uykumdan felaket bir baş dönmesiyle uyandım diğer bir yana döndüm geçti gibi geldi. İkinci gece tekrar  yön değiştirme sırasında aynı şeyi yaşadım ve bu sefer hiç durmadan döndü durdu başım. Sabaha kadar, sonraki bir haftaya kadar hiç geçmedi. Bir gece hüngür hüngür ağladığımı bile hatırlıyorum ne oluyor bana diye. Öyle kötü birşey ki kafanızı kaldıramıyosunuz, dönmeyle birlikte mide bulantılarınız artıyor, ne çocuğunuzu görüyor gözünüz ne eşinizi nede evin dağınıklığını. Göz açtırmıyor adama o derece.

Belki geçer ümidiyle biraz bekledikten sonra soluğu hastanede aldım. Nöroloji uzmanı muayne ve tahlillerinden sonra bunun bir vertigo hastalığı olduğunu söyledi. İlk defa duyuyordum. Neden olabileceği konusunda bilgiler verdi, KBB a yönlendirdiler kulakla ilgili bazı sebeplerden olabilir denildi. Orda da durum aynı  testler yapıldı sorun yok. Tuzsuz yiyeceksin, ani hareketlerden kaçınacaksın vs vs bilgileri alındı birkaç ilaç verildi ve evmize döndük.

Bir süre sonra normale döndüm dönmesine ama bu hiç geçmedi. Ara ara hep tekrarladı. İki gün önce olduğu gibi.  Son 1 haftadır şiddetli olmamakla birlikte yine başladı. Her seferinde başka doktorlar emarlar testler ve yine sonuç yok. Herşey normal ama ben dönüyordum taaa ki iki gün önce gittiğim hastanedeki doktorun çok basit yaptırdığı birkaç harekete kadar. İç kulakta kristaller yer değiştirirmiş ve buda denge bozukluğuna baş dönmesine neden olurmuş. Ara ara tekrarlarmış ve bazı egzersizlerle bu kristalleri yerine getirebilirmişiz. Doktorun uygulattırmış olduğu bu egzersizlerle gerçektende sorunu çözmüş olduk şimdilik. İlaç kullanmaya başlamadan o günün akşamı kendime gelmiş haldeydim. Diliyorum ki bundan sonra tekrarı olmaz diliyorum ki olsada basit uygulamalarla yine geçiştiririm.

Sağlık gibisi yok ama nedense bunu ufacıkta olsa bir yerimiz incindiğinde yada ağrıdığında anlıyabiliyoruz.

 Herkese bol bol sağlıklı günler diliyorum:)

1 Mart 2012 Perşembe

DEFNE'NİN KARYOLASINA ÇÖZÜM..

Çoook uzun zaman oldu bu korkuluğu yaptıralı ama yine tembellikten bugüne yayınlamak nasipmiş:)

Bizim kız karyolasının içine girmek için kendine yüksek gelen korkuluklarına tırmanıp içine atlıyordu , inmeye çalışırkende biraz zorlanıyordu yükseklikten dolayı, düştü mü düşecek mi endişesi yaşıyorduk bu yüzden.


Gece yada sabaha karşı yanımıza gelmek istediğinde ise mecburen kalkıp almamız gerekiyordu tabiki.
Bu durumu kolaylaştıralım istedik. Gündüz karyolasına daha rahat inip çıksın, uykusundan uyandığında ise yanımıza kendi kalkıp gelebilsin  dedik ve  diğer parmaklık korkuluğunu çıkartıp yerinden bu yarım korkuluğu yaptırdık.

İkeaya da bakmıştık bunun için fakat ordaki korkuluk çok alçaktı, Defne'nin karyolasının yüksekliğine göre.

Çok rahatlattı bu bizi.  Bu kolayca takılıp çıkartılabiliyor. Defne hiç zorlanmadan inip yanımıza gelebililiyor. 
Pratik olması sebebiyle gündüz tamamen çıkartıp akşamları uyumadan önce takıyoruz karyolasına. Belki birilerine bir fikir olabilir.


28 Şubat 2012 Salı

ALIŞVERİŞTE KOVALAMACA....

Her çocukla alışveriş maceraları aynı mı acaba?

Bizde durumlar hiç değişmedi. Ne zaman beraber alışverişe çıksak  Defne'yi zapdetmenin verdiği yorgunluk mahvediyor bizi. Ağlayıp zırlaması yok ama her bir tarafa gitmek istemesi, büyük küçük farketmeden önüne ne denk geliyorsa merakla incelemesi çıldırtıyor bazen beni.

Sen bağır çağır hiiiç umuru olmaz küçük hanımın. O şarkı türkü tutturur dolanır mağazalar içerisinde hiçte sıkılmadan yorulmadan. Bıraksan takılıp gidecek bir çocuğun peşine hiç arkasına bakmadan. Kabinlere girer çıkar, koridorlarda koşturur "yakalıycam sizi" diyerek oyunlar yapar pilimizi bitirir bizim. "Kızım gel buraya, Defne elimi bırakma, o tarafa gitmek yasak, Defne düşeceksin önüne bak"  vs vs demekten ne kendimize ne de etrafa bakabiliyoruz. Defne geziyor  keyfini çıkarıyor, biz yoruluyoruz anlıyacağınız.

O olmadan da gezip tozmak anlamsız geliyor çoğu zaman. Kendime kendimize ayırdığımız zamanlarda var tabiki. Defnoş olmadan dışarı çıktığımızda ise " Defne olsaydı şimdi şuraya koşardı ,şunu derdi, böyle yapardı"  diye konuşuruz babasıyla.

Biz böyle Defne peşinde koşup dururken, hayranlık içerisinde bakıp gördüğüm çocuklarda oluyor. Hay maşallah diyorum nasılda uyuyor arabasında yada nasılda oturmuş krakerini yiyor sakin sakin. Var var böyleleri sakın yok demeyin. Defne doğdu doğalı 2 bebek arabası aldık belki oturur düşüncesiyle ama nerdee. Eee çocuktur tabiki koşacak karıştıracak öğrenecek, uslu uslu bizimle beraber gezecek değil ya desemde içimden yeter be kızım yorulda sakinleş diye yalvarıyorum çoğunlukla.

 Bazen de kendimi teselli ediyorum diğer yandan, "ah diyorum sen duuur bunlar iyi günlerin, büyüdükçe anne şunu istiyorum, baba bunuda alın diye ağlıyacak, burayada girelim diye kafamızı şişirecek."

Hiç sorun etmiyorum tabiki bunları yeter ki iyi olsun yüzü gülsün kızımın, herşey onunla güzel herşey onun için. Ama merak ediyorum herkes bizim yaşadıklarımızı mı yaşıyor bu dönemlerde?

Aaa dikkatimi çeken birşey daha oldu aklıma gelmişken yazayım. Hani tasmalar olur ya  kötü bir benzetme oldu farkındayım ama aynı ona benzer birşey buda, bir çift ikiz çocukları için kullanmıştı dışarıda. Tam inceleyemedim tabiki ama çocukların kollarından bir çanta askısı gibi geçmiş duruyordu. Çocuklar önde, annede ip yada neyse onun ucu elinde arka arkaya yürüyorlardı. Çocuk peşinde koşma derdi yok:)) Birkaç kez denk geldi böyle gördüm ve her gördüğümde de çok ilginç geldi adı nedir bilmiyorum. Bir sürü şey düşündüm o an o anne baba için, yazık çocuklara diye söylendim ama  mutlaka bir nedenleri de vardır dedim sonra. Bir çocuğa bu tür bişey bağlansın yada takılsın hiç hoş gelmedi bana.

13 Şubat 2012 Pazartesi

YENİ YILIN İLK AYLARI...

pek iyi başlamadı sanki.

Stres, ailem içerisinde yaşanılan sağlık problemleri, son bir haftadır evimizde yaşadığımız ama yinede şükrettiğimiz bir olay derken Gamze annenin herkesi üzen ama destek için birbirine kenetleyen haberi.


Bu yüzdendir ki yazamaz oldum bi zamandır.  

Şimdilik bu kadar, genel olarak iyiyiz ama hep bir yan buruk, yine de binlerce kez şükür bugünümüze.

Yeni yıla girerken önce sağlık istemiştim Rabbimden ve şimdi tekrar ediyorum duamı canı yürekten.

Herkese sağlık ver Allah'ım herkese her eve huzur.

20 Ocak 2012 Cuma

TENCERE KEKİ ...

Bu bir Oktay usta tarifidir. Çok kez denemiş ve her zaman mükemmel sonuçlar almışımdır. Hem çok pratik hem de çok lezzetli bir kektir kendileri :)

Malzemeler:

2 yumurta
1 su bardağı toz şeker
3 su bardağı un
1 su bardağı süt
1 su bardağı sıvı yağ
3 çorba kaşığı kakao
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya

isterseniz son aşamada çekilmiş ceviz yada çikolata parçaları serpebilirsiniz.


 Yapılışı ise, tüm malzemeleri normal kek yapımında olduğu gibi önce yumurta şeker olmak üzere karıştırıp, yağlanmış ısıya dayanıklı kaplara yada nescafe fincanlarına yarım dolacak şekilde karışımdan koyuyoruz. Tencereye biraz su ekleyip kek karışımını koyduğumuz fincan yada minik borcam kaplarımızı tencereye sıralıyoruz.  Tencerenin kapağı kapatılarak ocakta orta ateşte kapağını hiç açmadan 25 dk pişiriyoruz.

Benim borcam kaplarımın sekiz tanesi bu karışımla doluyor. Her kalıba göre değişir sayı tabiki. 25 dk pişirdikten sonra kapları ıslak bir bez üzerine çıkartıp koyuyoruz. Kapların içerisinden daha kolay çıkması için. Servis sırasında çikolata sosu ve hindistan ceviziyle süsleyebilirsiniz size kalmış.


Afiyet olsun.

 İnşallah düzgün anlatabilmişimdir:)

5 Ocak 2012 Perşembe

2011' in SON GÜNÜ, GECESİ VE SONRASI...

Defne Ela'nın iki yaş kontorlü ve aşısı için aralık ayının son günü doktorundan randevu aldık ve korkunç baş ağrısı ve dönmesine rağmen hazırlanıp gittik. Nasıl bir kalabalıkki sormayın. Kimi çocuğun yanaklar kırmızı al al, kimisi köh köh öksürüyor, kimi her haliyle oyun parkında oynuyor neyseki ortam içerisinde fazla beklemedik ve hemen muayne olmak için girdik odaya. Defne daha önceki muaynelere göre ağlamasına rağmen daha iyiydi. "dottor amca biz eve ditçez" diye ağladı bir süre.  Öyle böyle derken muaynemizi olduk , 2.yaşta yapılması gereken ilk doz HEPATİT A aşımızı yaptırdık ve iyi seneler dileklerinde bulunup hastaneden ayrıldık.

Akşamı yeni yıla gireceğimiz için birkaç arkadaşımızla bizde toplanma planı yaptık. Benim devam eden baş ağrım hafiflemiş ve akşama doğru geçmişti bile.  Eve döndüğümüzde arkadaşlarımızında gelmesiyle ev şenleniverdi birden.  Pek güzel, bol kahkaha, bol sohbet, bol yiyip içilen, oyunlar oynanan ve sabah 4 e kadar hiç sıkılmadan uykumuz gelmeden geçen  31 aralık akşamı ve 1 ocak sabahı oldu bizim için. Üç kızçe İdil Su, Ceren ve en küçükleri Defne ise bol bol oynadılar arada Defne'yle sorunlar yaşadı büyük kızçeler :)  Saat tam 12 olduğunda ise Meltem teyzemizin getirdiği harika pastanın mumlarını üfledi minikler. Ve daha sonra vakit dahada  geçmeden Defne uyuması için babaannesine gönderildi:)  Diğer kızlar uyur gezer ayaktaydılar uzun süre. Biten gecenin sabahı herkes yarı uykulu ama mutlu bir şekilde evlerine dağıldı.

                                 

Sonraki gün pazar olduğu için geç yapılan kahvaltı ve tüm gün sersem gibi geçirilen birgün oldu bizim evde.

Ama yılın ikinci günü kötü bir haberle uyandık uykumuzdan. Eşimin eniştesi hastaydı ve vefat etmişti. Çok üzüldük hepimiz ama elden ne gelir. Rabbim günahlarını bağışlasın mekanı cennet olsun diyorum ve ailesine sabırlar diliyorum tekrar buradan.

Hep güzel güne uyanmak, hayırlı haberler almak, günü mutlu bitirip gece huzurla uykuya dalmak nasip olsun hepimize.

Sevgilerrr..................