Lilypie Third Birthday tickers

Lilypie Fourth Birthday tickers

13 Ağustos 2010 Cuma

O ARTIK BİR YARAMAZ.....

Altı yıldır öylece yerinde duran küçük sandığım, bilir miydin seneler sonra çiçeklerin yolunacak:)


Çok yaramaz oldu çok. Arkamı dönemiyorum hemen saldırıyor bir yerlere. Bu sandığımada kafayı taktı farkettiği günden beri. Önünü ne zaman boş görse hemen hızla emekliyor, dizlerinin üzerine oturup başlıyor yolmaya,


eee tadına bakmadan da olmazki şimdi deyip şapur şupur yalıyor çiçekleri, bööö deyip atıyor sonrada:))

Annesi sesleniyor Defne'ye "hadi kızım şimdi temizlik zamanı" aaa durur mu minik kuş en sevdiği şey bu,


arkanda ben varım annecim deyip basıyor düğmeye kızım:)



Anca beraber kanca beraber demişler. Kızımla her işi beraber yapıyoruz artık hemde büyük bir zevkle:))

12 Ağustos 2010 Perşembe

HAPPY BİRTHDAY İDİL SU........

09.08.2007 VE İDİL SU ,





Miniciktin dünyaya gözlerini açtığında. O zamandan belliydi cadı, bilmiş birşey olacağın:) Hastanede kucağıma aldığım günü hatırlıyorumda, başını dimdik tutuyordun "maşallah sana" demiştik Serkan dayınla. Dayın diyorum çünkü kendileri O'na dayı diye hitap etmeni istemişti.

Öyle hızlı büyüdün ki biz yetişemedik sana. Her gördüğümüzde o gözler daha kocaman oluyordu sanki daha mavi bakıyordun bize. Bir sürü kardeşin oldu sonradan. Ceren, Tuana, Kayra, Defne, Hilal hepsinin ablası oldun sen.

Sanki dün gibi kırk uçurmaya getirmişti annen baban seni bize. Anneciğin bilmiş edayla "adettir bal sür kızımın diline, alnınada un, giderkende yumurtamızı unutma" demişti bana:) Çok çirkin birşeydin o zamanlar:)


Zamanla büyüdünde büyüdün, tin tinler oynadık seninle. Günler geçtikçe bu oyun zorlaşır oldu, seni kaldırmak güç oluyordu çünkü:)

Sevgili dostlarımız Meltem ve Bülent'in biricik kızları İdil su'yun doğum günüydü geçen pazar. Ben yine gecikmeli olarak yazıyorum malum ramazan geldi bir telaş.

Küçük bir kelebek olmuştu benim kızımın ablası. Pembe kanatlarıyla uçmaya çalışırken resim çekmek zor oldu biraz:) Süslenmiş püslenmiş gününe hazırdı İdil Su. Biraz asabiydi sanki başlarda ama bir iki yaprak sarma, bir börek atıştırmasından sonra keyfi yerine geldi kelebeğimin:)


Evlerinin arkasında küçük ama serin olan bahçede toplandık tüm dostlar. Herşey çok güzeldi. Defne kısa bir uykudan sonra merakla izledi olup biteni. Pasta kesildi mumlar üflendi ve herkes yavrusunu alıp çekildi bir kenara mamalarını yemek için.


Biz fazla kalamadık , pazar günü yoğun program içerisinde olduğumz için kızımla İdil Su ablasını öperek herkese el sallayarak ayrıldık bu güzel ortamdan.

İDİL'im SU'yum GÜZEL GÖZLÜ MELEĞİM, ALLAHIM GÜLEN YÜZÜNÜ HİÇ SOLDURMASIN. HER YENİ YAŞINI BÖYLE SAĞLIKLI, MUTLU, AİLENLE VE SEVDİKLERİNLE KARŞILA.

Seni Defne Ela kardeşinle kocaman öpüyoruz kelebeğim İYİKİ DOĞDUN NİCE MUTLU YILLARA................................

10 Ağustos 2010 Salı

HAYIRLI RAMAZANLAR....


Bu sıcak ve uzun günlerde Rabbim cümlemize sağlıklı, hayırlı bir ramazan geçirmeyi nasip etsin inşallah.
Herkesin ramazanı şerifi mübarek olsun......

9 Ağustos 2010 Pazartesi

ÇORAP EŞLEŞTİREMEME OYUNU:)


Evet evet doğru okudunuz, eşleştiremiyoruz oyunu bu. Bu oyunu 2 yada 3 kez denedim sanırım. Geçen gün yine farklı renkte çorapları aldım koydum önüne, anlatıyorum da bir güzel ne yapmamız gerektiğini. "He tamam tamam" der gibi bakıyor gözümün içine minik kuş , biliyorum ki anlıyor beni ama sonra vııııın:) 6-9 ay bebekler için bir oyun bu. Şimdi pek birşey anlamasada ileride daha rahat oynayabilmek için ön hazırlık diyelim.

"Bırak anne ya ne çorabı daha önemli işlerim var" dercesine çekip gitti hep yanımdan:(

"Yaw güzel kızım anladık tek kol tutunarak kalkabiliyosun hava yapma" dediysemde ııh.

7 Ağustos 2010 Cumartesi

DEFNE ELA'DAN KARELER

Bu aralar havaların felaket sıcak olması hepimizi çileden çıkarsada, Defnoş evinde tam hız sürdürüyor emekleyip yeni yeni şeyler öğrenmeyi.
Bazen odasında cam kenarında, oturmayı hiç sevmeyen fakat mama sandalyesine oturup, dışardı onu uyutmayan abi ve ablalarını seyreden Defne,


Sıcaklardan bunalan ve duş sonrası yüzündeki rahatlama ifadesiyle Defne,



Karyolasında uyanır uyanmaz ayağa kalkmanın verdiği mutlulukla Defne ,


Annesi arkasını döner dönmez nereye saldıracağını şaşıran ,



ve yeni oyunu tek kol tutunup ayakta durabilen,


sonrada anlamadan yere oturan Defne.

6 Ağustos 2010 Cuma

KIŞA HAZIR TAZE FASÜLYE.....


Kimseyi kıskandırmak istemem ama bizim için özenle toplanmış, Bursa İstanbul arası yolculuk yapmış olan bu taze fasülyeler de organik.:)))
Kutuda bir gün dinlenme süresi verdiğim fasülyelere, ertesi gün "artık dolaba girme zamanınız geldi" diyerek başladım bir güzel ayıklamaya. Nasılda tazeler, hiç pazardan aldığımız fasülyelere benzemiyorlar. Suyu, toprağı, bakımı herşeyi kendine ait olunca insan daha bir özenli oluyor sanki. Kendim yetiştirmişim gibi konuştum ama olsun:)
Temizlediğim fasülyeleri önce iyice yıkadım. Daha sonra ölçü veremeyeceğim ama fasülyenin çokluğuna göre domates doğradım minik minik. Doğradığım domates ve fasülyeleri büyük bir tencereye alıp kapağını kapattım. Bir süre arada karıştırarak, fasülyelerin rengi biraz sararıncaya kadar haşladım. Haşlanmış olan fasülyeleri soğuması için bir tepsiye boşalttım. Soğuduktan sonra buzdolap poşetlerine doldurarak, kışın pişirilmek üzere dondurucuya yerleştirdim.
Şimdilik vişne, taze fasülye, barbunya var dondurucuda kışa hazır. Bamya alınacak, dolmalık biber alınacak. Geçen yaz patlıcan kızartıp koymuştum karnıyarık yapabilmek için. Ama kışın pişirmek için çıkardığımda nedense hoşuma gitmedi. Bu sene koymak istemiyorum.
Kışa hazırlık şimdilik bu kadar.......

5 Ağustos 2010 Perşembe

EN ORGANİK BUNLAR....



Boşuna dememişler yeşiller diyarı diye. Her yer mis gibi her yer yeşil.


Evimizin bahçeside aynen öyle. Yani baba evimin bahçesi:) Çokta büyük olmayan bahçemizde yok yok diyebilirim size. Defne kızımda bunlardan nasibini almaya başladı artık.



Nasılda hoşumuza gitti anlatamam o minicik elleriyle şap şup salatalık, biber, armut yalaması:)


Domatesten bibere, incirden duta, fındıktan eriğe, ıhlamurdan armuta, ayvadan çileğe,üzüm, salatalık, nane, maydanoz, çiçek kısmına ise hiç girmiyorum anlıyacağınız herşey mevcut.



Annemde babamda çok severler yeşille bahçeyle uğraşmasını. Sabahın serinliğinde inerler bahçeye babam meyvelere bakarken annem çiçeklerine su döker. Bu bahçede yeriz yemeklerimizi toplandığımızda. O keyfi düşünün artık. Tertemiz hava, ailem huzur başka nerde olabilir ki.

Evimize dönerken arabamızın bagajı dolduruldu bu meyve sebzelerle. Babam " oralarda bulamazsın böyle" der her seferinde. Bulunsa da senin elinin değdiği gibi olur mu ah babam.

Defne bu konuda çok şanslı, bazı yediklerini organik diye alsakta marketten pazardan, meyveleri birkaç sebzesi en organik geliyor Bursa'dan. Ne kadaaan kafiyeli konuştum:)))

Yazı ayrı güzel kışı ayrı güzel memleketim, sık sık gelsemde sana özlüyorum yinede havanı suyunu. Annem, babam tüm sevdiklerim orda nefes alıyor bense buralarda. Sizi çok seviyorum.

BURSADA 2 GÜN....

Bursadan evimize döneli tam dört gün oldu ama ben ancak yazabiliyorum tembellikten. Sıcaklar fena yoruyor insanı. Gündüzleri kolumu kaldırmaktan aciz olan ben akşamları gezmek, serin serin oturmak istiyorum bir yerlerde. Sağolsun eşim işten yorgun gelmesine rağmen, kızını beni alıp şöyle bir havamızı alıp geliyoruz. Yetiyor mu ııh ama hafta içi bu kadar oluyor ne yapalım diyor Bursa seyahatimize geçiyorum.

Yine gece yolculuğu yaptık cuma akşamı çıktık yola. Bizim için çok iyi oluyor. Defne daha evden çıkar çıkmaz uyuduğu için rahat geçiriyoruz yolcuğumuzu. Eh birde malum hava şartları, serinde yollarda olmak daha iyi diyoruz. Feribota kadar herşey normaldi. Bir feribot trafiğidir ki sormayın. Herkes tatil dönüşünde kimisi tatile gidiyor. Normal insanlar olarak tabiki tatil yapacaklar diyor burdan eşime göndermede bulunuyorum yeri gelmişken:))) Neyse Defne bir güzel derin uykulardaydı kiiiii feribot sırasında önümüzde bulunan arabadan iki afacanın inmesi ve avazları çıktığı kadar bağırmaları beni çileden çıkarana kadar. Defne patlattı gözlerini kapatmaz. Çocuklar bağrıyo Defne kızıyo uyuyamadığı için. Bu durum feribota binene kadar yaklaşık 1 saat, bindikten sonrada yarım saat böyle devam etti. Sonra uyudu meleğim afacanların ortadan kaybolmasıyla.

Gece saat 3'e doğru baba evindeydik. Her sabah, biraz daha uyusam diye yatakta dönüp dururken bu sefer cumartesi ve pazar sabah erkenden uyanıp anneciğimin yanına koştum ve kahvaltı hazırlıkları yaptık beraber. Nasılda özlüyorum annemin kahvaltılarını yemeklerini. Öğlene doğru evde artan kişi sayısı Defne'nin şaşkınlığı ve alışma süreci derken yine pastalar, poğçalar, kurabiyeler of off anlatılmaz yenilir:) Akşamında yapılan mangal ziyafeti ve bahçede yenen yemek sonunda kızımda bende çok mutluyduk herkes gibi. Defne kime bakacağını kime gideceğini şaşırmış vaziyetteydi ama annesini hiç üzmedi.

Pazar günü yine herkes toplandı sıcaktan bunalanlar oflayıp puflayanlar, bir yandan da çay içmeye çalışan bizler zamanın nasıl geçtiğini anlamadan akşamı yaptık. Yolcu yolunda gerek dedik ve hazırlandık düştük İstanbul yollarına. Hava bunaltıcı sıcak, arabada klima aç kapa derken yine feribot işkencesi tıklım tıklım dolu gişeler eee normal insanlar dedim ya:) Beklesekte, sıcaktan bunalsakta hayırlısıyla döndük evimize mutlu mesut ve yorgun bir şekilde.

Bir sonraki Bursa yolculuğu bir aksilik çıkmaz ise Ramazan bayramında olacak inşallah.

Not: Bu yazımla ilgili fotoğralar yolda geliyor:))


2 Ağustos 2010 Pazartesi

AH AYRILIK....

Başlığı görende ne oldu diye merak edicek.
Bizimki evin içinde yaşanan odalar arası ayrılık.Bursa'dan çok şükür döndük hayırlısıyla. Gitmeden karar vermiştik eşimle. Dönüşte odasında yatırıcaz artık kızımızı demiştik. Konuşması ne kolay ama gerçekleştirmesi ne zormuş. Eve döndüğümüzde saat geçti ve uyuyordu Defne. Hemen odasına karyolasına yatırdım. Önceden de ara ara gündüzleri yatırıyordum fakat gündüz odasında uyumayı pek sevmiyor bizim kız. Birde sokakta oynayan çocuk ordusunuda işin içine katarsak, orda uyuması hiç mümkün değil.

Defne yatağındaydı fakat ben bir müddet ayakta dolanıp durdum huzursuzca. Eşime " O orda biz burda nasıl uyuyacağız" dedim durdum.Ama dayanamadım, bende kızımın odasında yattım dün gece. Karyolası bu yönden kullanışlı. Alırken böyle zor dönemleri düşünerek bazalı aldık, çekmeceli içinde yatağı var. Ben gece 10 kere kalktım yanında olmama ve Defne'nin mışıl mışıl uyumasına rağmen. Sabah kızım uyandığında şaşkındı çok. Etrafı "hayırdır n'oluyoruz, ben neden burdayım " der gibi inceledi önce. Sonra hemen korkuluklara tırmanmaya başladı. Beni farkettiğinde ise yüzündeki o mutluluk ifadesi anlatılamaz. Kocaman sarmaştık önce, günaydın öpücüklerini verdik birbirimize:) Sonra uykuya tekrar devam dedik erken uyandığı için. Bakalım ilerleyen günlerde ben hangi odada olucam yada Defne:))) İnşallah kızımda bende alışırız bu ayrı yerlerde uyumaya.
Canım kızım benim hayatımızda hep böyle güzel ve kısacık ayrılıklar olsun. Şimdi günlüğüne 01.08.2010 ilk odanda yatışın olarak kaydediliyor. Seni çooooook seviyorum meleğim.

KIZÇELER 2 YAŞINDA....

01.08.2008 di fıstıklar dünyaya gözlerini açtıklarında.



Hergün biraz daha büyüdüler. Geçen yıldı ve ben hamileydim ilk yaşlarını bu güzel pasta ve sevdikleriyle kutladıklarında. Hiç unutmuyorum tıka basa yaprak sarma yemiştim:)) Eyyy zaman nasıl hızla akıp geçiyorsun. Sanki daha dün gibi doğdukları gün. Bir de anne babaya sormak gerek tabiki.



Kızımın ikiz ablaları, sevgili arkadaşlarımız Rukiye ve Erol'un güzel kızları Kayra Berrak, Tuana Başak tam 2 yaşındalar artık.


Yanınızda olamadık bu seneki kutlamanızda. Ama sonsuz dualarımız, bütün güzel dileklerimiz sizinleydi. Malum hafta sonu Bursa'da olunca öpemedik sizi, sıkamadık yanaklarınızı. Defne, ablalarını çığlıklarıyla kutlayamadı:))

Canlarım benim, Allah'ım size uzun, sağlıklı, bahtınızın açık olduğu, anne babanızla, sevdiğiniz herkesle birlikte, mutlulukla geçireceğiniz bir ömür nasip etsin. Yüzünüz hep gülsün, resimdeki gibi elleriniz hiç ayrılmasın. Etrafa mutluluk saçmaya hep ama hep devam edin. Defne Ela ve ben sizi kocaman öpüyoruz.

"DOĞUM GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN KIZÇELERRRRR"

not: Rukiye'cim bugüne özel kızların fotosunu çaldım kusuruma bakma:)))