Lilypie Third Birthday tickers

Lilypie Fourth Birthday tickers

29 Şubat 2012 Çarşamba

HAMURDAN ŞEYLER...


Şu görmüş olduğunuz hamurdan şeyler nedir sizce?

İlk resimdeki Defne'nin yapmış olduğu bir güneş


 İkini resim ise bir bebekmiş:)

"Du annecim şimdi gözlerini yapıcam" deyip kocaman bir parçayı alıp yapıştırıyo gövdesine:)
 

Bilezikler, poğçalar, pastalar,meyveler daha bir sürü şeyler yapıyor büyük bir zevkle eğlenerek.

28 Şubat 2012 Salı

ALIŞVERİŞTE KOVALAMACA....

Her çocukla alışveriş maceraları aynı mı acaba?

Bizde durumlar hiç değişmedi. Ne zaman beraber alışverişe çıksak  Defne'yi zapdetmenin verdiği yorgunluk mahvediyor bizi. Ağlayıp zırlaması yok ama her bir tarafa gitmek istemesi, büyük küçük farketmeden önüne ne denk geliyorsa merakla incelemesi çıldırtıyor bazen beni.

Sen bağır çağır hiiiç umuru olmaz küçük hanımın. O şarkı türkü tutturur dolanır mağazalar içerisinde hiçte sıkılmadan yorulmadan. Bıraksan takılıp gidecek bir çocuğun peşine hiç arkasına bakmadan. Kabinlere girer çıkar, koridorlarda koşturur "yakalıycam sizi" diyerek oyunlar yapar pilimizi bitirir bizim. "Kızım gel buraya, Defne elimi bırakma, o tarafa gitmek yasak, Defne düşeceksin önüne bak"  vs vs demekten ne kendimize ne de etrafa bakabiliyoruz. Defne geziyor  keyfini çıkarıyor, biz yoruluyoruz anlıyacağınız.

O olmadan da gezip tozmak anlamsız geliyor çoğu zaman. Kendime kendimize ayırdığımız zamanlarda var tabiki. Defnoş olmadan dışarı çıktığımızda ise " Defne olsaydı şimdi şuraya koşardı ,şunu derdi, böyle yapardı"  diye konuşuruz babasıyla.

Biz böyle Defne peşinde koşup dururken, hayranlık içerisinde bakıp gördüğüm çocuklarda oluyor. Hay maşallah diyorum nasılda uyuyor arabasında yada nasılda oturmuş krakerini yiyor sakin sakin. Var var böyleleri sakın yok demeyin. Defne doğdu doğalı 2 bebek arabası aldık belki oturur düşüncesiyle ama nerdee. Eee çocuktur tabiki koşacak karıştıracak öğrenecek, uslu uslu bizimle beraber gezecek değil ya desemde içimden yeter be kızım yorulda sakinleş diye yalvarıyorum çoğunlukla.

 Bazen de kendimi teselli ediyorum diğer yandan, "ah diyorum sen duuur bunlar iyi günlerin, büyüdükçe anne şunu istiyorum, baba bunuda alın diye ağlıyacak, burayada girelim diye kafamızı şişirecek."

Hiç sorun etmiyorum tabiki bunları yeter ki iyi olsun yüzü gülsün kızımın, herşey onunla güzel herşey onun için. Ama merak ediyorum herkes bizim yaşadıklarımızı mı yaşıyor bu dönemlerde?

Aaa dikkatimi çeken birşey daha oldu aklıma gelmişken yazayım. Hani tasmalar olur ya  kötü bir benzetme oldu farkındayım ama aynı ona benzer birşey buda, bir çift ikiz çocukları için kullanmıştı dışarıda. Tam inceleyemedim tabiki ama çocukların kollarından bir çanta askısı gibi geçmiş duruyordu. Çocuklar önde, annede ip yada neyse onun ucu elinde arka arkaya yürüyorlardı. Çocuk peşinde koşma derdi yok:)) Birkaç kez denk geldi böyle gördüm ve her gördüğümde de çok ilginç geldi adı nedir bilmiyorum. Bir sürü şey düşündüm o an o anne baba için, yazık çocuklara diye söylendim ama  mutlaka bir nedenleri de vardır dedim sonra. Bir çocuğa bu tür bişey bağlansın yada takılsın hiç hoş gelmedi bana.

PANCARLI KISIR...

Uzuuun bir aradan sonra pancarlı kısır tarifiyle tekrar merhaba.

Yine canım arkadaşım Nurcan'nın  tavsiyesi üzerine denediğim bu kısır herkes tarafından çok beğenildi. İçerisinde pancar var dediğimde ise şaşıranlarda oldu. 




Sunumunda göbek marul yaprakları , kornişon turşu ve dilim limon kullandım. Fotoğraflar her ne kadar kötü olsada, bu tarifin denenmesini tavsiye ediyorum kısır severlere:)

Arkadaşımın izniyle tarifi aynen yazıyorum size.


MALZEMELER

  • 3 Su bard kısırlık bulgur
  • 2 su bard kaynar su
  • 1 küçük kahve fincanı sıvı yağ (ben z.yağ kullandım)
  • 1 orta boy kuru soğan
  • 1 yemek kaşığı domates salçası
  • 1 tatlı kaşığı biber salçası
  • Tuz, kırmızı biber, karabiber, pul biber,  kimyon ve nane
  • 2 ad kırmızı pancar (mandalina büyüklüğünde)
  • 1 ad limonun suyu
  • 2-3 yemek kaşığı nar ekşisi
  • Yarım demet maydonoz
  • Yarım demet taze soğan
  • (Ayrıca ben kıvırcık doğradım)

YAPILIŞI

Bulguru soğuk suyla yıkayıp iyice suyunu süzdükten sonra kaynar su koyup karıştırıyoruz. Suyunu çekmesi için kabımıza bir kapak kapatıp kenara alıyoruz.

Bir tavaya kuru soğanımızı minik minik doğruyoruz. Sıvı yağ koyup kavuruyoruz. Kavrulunca içine salçaları ve baharatları ilave edip karıştırıyoruz. Ocaktan alıyoruz.

Öte yanda pancarlarımızı rendelemeye başlıyoruz. Birini rendeleyip suyunu sıkıp pososunu atıyoruz. Sadece suyunu kullanacağız. İkinci pancarımızıda rendeliyoruz pososuyla beraber diğer pancarın suyuyla birlikte bulgurumuza ilave ediyoruz.

Kavurduğumuz soğanlı karışımı da ilave edip güzelce karıştırıyoruz. Limon suyunu, nar ekşisinide ilave edip karıştırıyoruz.

İnce kıydığımız taze soğan ve maydonozları ( doğranmış kıvırcıkları ) ilave edip güzelce karıştırıyoruz. Dilediğimiz şekilde servis ediyoruz.

13 Şubat 2012 Pazartesi

YENİ YILIN İLK AYLARI...

pek iyi başlamadı sanki.

Stres, ailem içerisinde yaşanılan sağlık problemleri, son bir haftadır evimizde yaşadığımız ama yinede şükrettiğimiz bir olay derken Gamze annenin herkesi üzen ama destek için birbirine kenetleyen haberi.


Bu yüzdendir ki yazamaz oldum bi zamandır.  

Şimdilik bu kadar, genel olarak iyiyiz ama hep bir yan buruk, yine de binlerce kez şükür bugünümüze.

Yeni yıla girerken önce sağlık istemiştim Rabbimden ve şimdi tekrar ediyorum duamı canı yürekten.

Herkese sağlık ver Allah'ım herkese her eve huzur.

20 Ocak 2012 Cuma

TENCERE KEKİ ...

Bu bir Oktay usta tarifidir. Çok kez denemiş ve her zaman mükemmel sonuçlar almışımdır. Hem çok pratik hem de çok lezzetli bir kektir kendileri :)

Malzemeler:

2 yumurta
1 su bardağı toz şeker
3 su bardağı un
1 su bardağı süt
1 su bardağı sıvı yağ
3 çorba kaşığı kakao
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya

isterseniz son aşamada çekilmiş ceviz yada çikolata parçaları serpebilirsiniz.


 Yapılışı ise, tüm malzemeleri normal kek yapımında olduğu gibi önce yumurta şeker olmak üzere karıştırıp, yağlanmış ısıya dayanıklı kaplara yada nescafe fincanlarına yarım dolacak şekilde karışımdan koyuyoruz. Tencereye biraz su ekleyip kek karışımını koyduğumuz fincan yada minik borcam kaplarımızı tencereye sıralıyoruz.  Tencerenin kapağı kapatılarak ocakta orta ateşte kapağını hiç açmadan 25 dk pişiriyoruz.

Benim borcam kaplarımın sekiz tanesi bu karışımla doluyor. Her kalıba göre değişir sayı tabiki. 25 dk pişirdikten sonra kapları ıslak bir bez üzerine çıkartıp koyuyoruz. Kapların içerisinden daha kolay çıkması için. Servis sırasında çikolata sosu ve hindistan ceviziyle süsleyebilirsiniz size kalmış.


Afiyet olsun.

 İnşallah düzgün anlatabilmişimdir:)

17 Ocak 2012 Salı

DEFNE ELA DER Kİİİ.....

     SANA NE YAZAYIM ANNEEE ?

AA DU Bİ DAKKA SANA YIDIZ YAPICAM ANNE :))

10 Ocak 2012 Salı

ÇİRKİN ŞEY :) ....

Gündüz cin gibi gözlerle dolaşırsın


 Gece oluncada melek gibi olursun


Uykuya dalma aşamasında ise sevdiğin oyuncaklarına yada kitaplarına sarılırsın sımsıkı.

 Bende sana bakmaya doyamam her gece olduğu gibi.

6 Ocak 2012 Cuma

TAKLİTÇİ DEFNE...

Geçen gün kendi kendine oynuyor nede güzel oyalanıyor diyerek dalmışım mutfaktaki işime. Defnoş'ta bir telaş var, konuşuyor hızlı hızlı gidip geliyor, farkındayım birşeyler yapıyorda rahatsız etmekte istemediğimden hiç uğramıyorum yanına.

Baktım ki tak tuk çekmece sesi gelmeye başladı dayanamadım gittim.

"Aaa bebecik çiss yapmışşş, adi bez değişelim"  diye konuşurken buldum odada kendisini:)


Öyle dalmış ki oyuna hiç farkında değil orda olduğumdan. Birden karşımda sanki kendimi görüverdim. Ben ne yaparsam ne söylersem bebeğine aynı şeyleri söylüyor ve yapıyordu :)  Alt açma bezini almış, pişik kremi ve teni kuru olduğu için kullandığım nemlendiricisini, ıslak mendilini yanına koymuş "gedim bebecik gedim bebecik "diye sakinleştiriyordu bebeciğini :)

Maşallah Defne'de iyi bir anne olucak sanırım ileride:))  Pek tertipli ve ilgili bebeğiyle:))) 


Ama olay  pişik kremini aç diye tutturduğunda değişiverdi hemen. "Kızım olmaz" diye anlattım, zor ikna oldu ama kısa süren ağlamayla hallettik durumu.


5 Ocak 2012 Perşembe

2011' in SON GÜNÜ, GECESİ VE SONRASI...

Defne Ela'nın iki yaş kontorlü ve aşısı için aralık ayının son günü doktorundan randevu aldık ve korkunç baş ağrısı ve dönmesine rağmen hazırlanıp gittik. Nasıl bir kalabalıkki sormayın. Kimi çocuğun yanaklar kırmızı al al, kimisi köh köh öksürüyor, kimi her haliyle oyun parkında oynuyor neyseki ortam içerisinde fazla beklemedik ve hemen muayne olmak için girdik odaya. Defne daha önceki muaynelere göre ağlamasına rağmen daha iyiydi. "dottor amca biz eve ditçez" diye ağladı bir süre.  Öyle böyle derken muaynemizi olduk , 2.yaşta yapılması gereken ilk doz HEPATİT A aşımızı yaptırdık ve iyi seneler dileklerinde bulunup hastaneden ayrıldık.

Akşamı yeni yıla gireceğimiz için birkaç arkadaşımızla bizde toplanma planı yaptık. Benim devam eden baş ağrım hafiflemiş ve akşama doğru geçmişti bile.  Eve döndüğümüzde arkadaşlarımızında gelmesiyle ev şenleniverdi birden.  Pek güzel, bol kahkaha, bol sohbet, bol yiyip içilen, oyunlar oynanan ve sabah 4 e kadar hiç sıkılmadan uykumuz gelmeden geçen  31 aralık akşamı ve 1 ocak sabahı oldu bizim için. Üç kızçe İdil Su, Ceren ve en küçükleri Defne ise bol bol oynadılar arada Defne'yle sorunlar yaşadı büyük kızçeler :)  Saat tam 12 olduğunda ise Meltem teyzemizin getirdiği harika pastanın mumlarını üfledi minikler. Ve daha sonra vakit dahada  geçmeden Defne uyuması için babaannesine gönderildi:)  Diğer kızlar uyur gezer ayaktaydılar uzun süre. Biten gecenin sabahı herkes yarı uykulu ama mutlu bir şekilde evlerine dağıldı.

                                 

Sonraki gün pazar olduğu için geç yapılan kahvaltı ve tüm gün sersem gibi geçirilen birgün oldu bizim evde.

Ama yılın ikinci günü kötü bir haberle uyandık uykumuzdan. Eşimin eniştesi hastaydı ve vefat etmişti. Çok üzüldük hepimiz ama elden ne gelir. Rabbim günahlarını bağışlasın mekanı cennet olsun diyorum ve ailesine sabırlar diliyorum tekrar buradan.

Hep güzel güne uyanmak, hayırlı haberler almak, günü mutlu bitirip gece huzurla uykuya dalmak nasip olsun hepimize.

Sevgilerrr..................


4 Ocak 2012 Çarşamba

HIMMMM NEYMİŞŞŞŞ ?

Artık şaşırmıyacağım diyorum söylediklerine ve hareketlerine ama bu mümkün mü?

Oyun oynadığımız birgün kartlarıyla ilgili soru sorduğumda "düsünüyom hımm" deyip elinide yanağına koymasıyla bitirdi beni.

Yaptığına tepki göstereceğimi biliyor yaramaz, hoşuna gidiyor ve sürekli tekrarlıyor bu durumu.

Pepe zıtlıklar kartları ise yeni alındı pek sevdi şimdilik. Sürekli elinde. Hatta şuan uyurken kucağından zor aldım sımsıkı sarılarak uyudu çünkü.

Kartlar 3 yaş ve üzeri. Beraber oynuyoruz şimdilik. Sadece sıcak ve soğuk kavramlarına takmış durumda bu ara. " Annecim bu sıcaktır bu  soğuktur" diye gösteriyor güneş ve dondurma kartını.