Lilypie Third Birthday tickers

Lilypie Fourth Birthday tickers

2 Mayıs 2012 Çarşamba

BİZ KAYBOLMADIK SADECE YOĞUNUZ:))

Herkese kucak dolusu sevgilerler merhaba.

Neredeyse bir ay olacak ne yazabiliyorum ne de bakıp çıkabiliyorum buralara. İşin mi çok? diye sorarsanız cevap "hayır". Ama ne bileyim işte yazasım gelmiyor vakit ayıramıyorum, başka şeylerle uğraşırken zaman gelip geçiyor.

Bizler iyiyiz çok şükür. Defnoş kuzusu da halen çiş söylememe inadı ve şirinliğiyle büyümekte. Bununla ilgili uzuuun bir yazım olacak bakalım ne zaman:)Uğraşıyoruz, pes ediyoruz, zamana bırakıyoruz. Şimdilik sinirler gerilmeden Defnoş sıkıntıya girmeden kendi halimizde ilerliyoruz bu konuda.


Malum bahar havası çarptı biraz bizi. Bütün kışı hiç hastalanmadan geçiren Defne, baharın gelmesiyle ilk soğuk algınlığı şurubunu içmiş bulundu. Maşallah keyif yerinde, hareket bol lakin burnu şır şır akmakta bugünlerde.

Defne havaların ısınmasıyla birlikte sürekli gezmek istiyor, sürekli dışarıda oynamak, koşmak, zıplamak istiyor. Gündüz ya benimle yada babaannesiyle birlikte parkta sokakta. Akşamları ise babası işten gelir gelmez "nereye gidicez babacım" diye soruyor. Hafta sonu olduğunu bile anlıyor artık "ben şimdi uyucam baba erken gelcek" diyor bana cumartesi günleri. Pazar günleri ise sadece kızımıza göre planlar yapıyoruz artık.

Bizde son durumlar bu kısaca. Hafta sonu Bursa'dan canlarım geliyor yeğenlerim abimler yengemler. Belki onlar evlerine dönerken bende bir Bursa tatili yapabilirim aralarına sıkışarak.

Yeni ve güzel gelişmelerle arayı fazla uzatmadan tekrar yazabilmek ümidimle hoşçakalın.......

12 Nisan 2012 Perşembe

HAFTA SONUNDA DEFNE...

Geçen hafta sonu yine parkta bahçedeydi Defne kız. Meydanı buldu koştukta coştu, coştukça mutlu oldu hiçte yorulmadan.


Küçücük karıncadan korkan prenses bu kez parkta gördüğü tavşanı kovaladı. Tavşancığa yaklaşınca ise bir güzel sevdi okşadı, bıraksak kucağına alacak o derece.

Elindeki minicik topuyla oynadı yemyeşil çimlerde çığlıklar atarak. Abi ablalarını izledi kısacıkta olsa nefes alıp duraksayarak.


Ceren ablasıyla beraber salıncakta sallandılar, kaydıraktan defalarca kaydılar ve  en sonunda Defne'nin çok sevdiği şey kumla oynamaya daldılar. O kadar mutlu oluyor ki kumla oynamaktan, zor zar ikna edip uzaklaşabildik parktan.


Ekim teyze , Ceren abla ve babalarda olmakta üzere çekmeköyde pazar turu atıldı bir güzel. Defnoş pazarda her gördüğü oyuncağı almak için uzattı o minicik ellerini.

Eve geldiğimizde ise almış olduğumuz kum boyamalarla oynamak istedi.  Ceren abla yardımıyla beraber kum boyamamızıda yaptık günün sonunda.

Günü böyle yoğun böyle güzel geçince hemen ayıcığına sarılarak daldı mışıııl mışıl uykuya.

Pazar sabahı uyanır uyanmaz planı hazırdı kızımızın;

"kavatı yapıcaaz ,parka didiceez, yemek yiceeez, makete didiceeez diye saydı tek tek anne babasına:))

8 Nisan 2012 Pazar

SULTAN SARMASI...

Missss gibi bir lezzetle herkese hayırlı, kazançlı, güzel bir hafta diliyorum. 


,


Yine Birsence'nin nefis tatlı tariflerinden biridir bu. İlk denememdi ve gerçekten harika oldu. Yapımıda tadıda çok hafif. Herkese tavsiye ediyorum.
Tarifi aynen uyguladığım için buraya kopyalama yapıyorum:)

  • 1 kilo süt
  • 1,5 su bardağı tozşeker
  • 5 çorba kaşığı un
  • 3 çorba kaşığı kakao
  • 1 paket vanilya
  • 2 çorba kaşığı margarin
  • 2 su bardağı hindistancevizi
  • 2 poşet kremşanti
  • 1 su bardağı süt
YAPILIŞI:Bir tencerede un,şeker ve kakaoyu karıştıralım.İçine azar azar 1 litre sütü ilave edip karıştırmaya devam edelim.Tencerenin altını yakıp pişirelim.Muhallebimiz pişince altını kapatıp vanilya ve margarini ekleyelim.Soğuyunca mikserle 15 dakika çırpalım..Fırın tepsisine hindistancevizini yayalım.Üstüne muhallebiyi döküp soğumasını bekleyelim.İyice soğuyunca üstüne çırpılmış 1 su bardağı sütle çırpılmış krem şantiyi yayalım..Streçleyip 3 saat dolapta bekletelim..Dolaptan çıkarınca önce uzunlamasına 2 'ye bölelim.Sonra 2 parmak kalınlığında keselim ve rulo saralım.Dik bir şekilde pasta kağıtlarına yerleştirip tekrar servis zamanına kadar dolaba kaldıralım...

2 Nisan 2012 Pazartesi

KARINCAYLA KAVGA:))

Evimizde belli dönemlerde çıkan tek tük karıncalardan annesi gibi Defne'de nefret ediyor. Ne kadar zararsız mini minnacık olsalarda çok korkuyor Defnecik.

Geçen sabah uykusundan uyanır uyanmaz yerde gördüğü karıncayla konuşmaya başladığını gördüm ve çok güldüm.

İşte o kısacık tek taraflı diyalog;

- Git burdan git , evine git,

- Senden kokuyoyum,

- Seni sevmiyoyum böcek,

- Anneee böceke seni sevmiyoyum dedim:))

12 Mart 2012 Pazartesi

ŞEKERPARE....


Sevgili Birsen'nin tarifi olan bu tatlıyı, geçen hafta gelen misafirlerim için denedim ve çok beğenildi.

Sizde değişik ve nefis tarfiler denemek isterseniz mutlaka güzel anne Birsen'nin sitesini gezmelisiniz.

Tarifinide yapılışınıda aynen uyguladım.

İşte tarif ;

MALZEMELER:
  • 1 paket margarin
  • 1 çay bardağı pudra şekeri
  • 1 çay bardağı irmik
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 2 tane yumurta( 1 sarı üstüne)
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • Alırı kadar un
  • Tüm fındık veya kayısı çekirdeği ( ben ceviz kullandım)
Şerbet Malzemesi İçin:
  • 5 su bardağı tozşeker
  • 5 su bardağı su
  • 1 dilim limon
YAPILIŞI:Şerbeti 5 dakika kaynatıp soğumaya bırakalım.Oda sıcaklığında yumuşamış margarin,1 tam+1 yumurta akı,sıvıyağ ve şekeri yoğurma kabına koyup karıştıralım.İçine irmik,un,vanilya ve kabartma tozunu ekleyip yoğuralım.Ele yapışmayan kulak memesi kıvamına gelen hamurdan ceviz büyüklüğünde parça alıp yuvarlayalım.Her birinin üstüne bir tane fındık veya kayısı çekirdeği (ben ceviz batırdım.) batırıp biraz bastıralım.( Kabardığında fındık yada ceviz çıkmasın içinden diye).Üstüne ayırdığımız yumurta sarısını sürüp ısıtılmış 175C'lik fırında güzelce kızartalım.İyice soğumuş şerbeti fırından çıkan tatlının üstüne dökelim.Tatlı şerbetini çekince servis yapalım..

10 Mart 2012 Cumartesi

SADRAZAM LOKUMU...


Son zamanlarda çok sık yapar oldum bu harika lezzeti.

Birkaç kez yememe ve tadına hayran kalmama rağmen yapılışı gözümde büyüyor ve hiç denemiyordum.

 Meğer hiçte öyle değilmiş. Yapım aşamasıda yemesi kadar zevkli geldi bana. Mutlaka denemelisiniz diyerek tavsiye ediyorum. 


MALZEMELER

PANDİSPANYA İÇİN

  • 5 YUMURTA
  • 1 SU BARD TOZ ŞEKER
  • 1 PK VANİLYA
  • 1 PK KABARTMA TOZU
  • 1.5 SU BARD UN

KREMASI İÇİN

  • 3 SU BARD SÜT
  • 3 YEMEK KAŞIĞI UN
  • 2 ÇAY BARD TOZ ŞEKER
  • 1.5 YEMEK KAŞIĞI MARGARİN
  • 1 PK VANİLYA

ÜSTÜ İÇİN

  • 3 SU BARD ŞEKERLİ SÜT
  • 2 SU BARD HİNDİSTAN CEVİZİ
 
  • İSTERSENİZ ARASINA MUZDA KOYABİLİRSİNİZ.
YAPILIŞI:Pandispanyası için yumurtayla şekeri 10 dakika çırpalım.içine unla karıştırılmış vanilya ve kabartma tozunu ekleyip karıştıralım.Tepsiye yağlı kağıt serip hamuru tepsiye yayalım.Isıtılmış 170'Cde pişirelim.Pandispanya pişerken hemen kremayı pişirelim.Pandispanya fırından çıkınca sıcakken boyuna 2'ye enine ise 6'ya bölelim.Her bir dikdörtgeni elimize alıp ortasından 2'ye bölelim.İç yüzeyine krema sürüp isterseniz muzuda koyup rulo saralım.Tüm pandispanyaya aynı işlemi yapalım.Bir kaseye soğuk sütü bir kaseyede hindistancevizini koyalım.Roluları önce süte sonrada hindistancevizine bulayıp dolapta en az 3,4 saat dinlendirelim.Sonra servis tabağına dizip servis yapalım..

7 Mart 2012 Çarşamba

6 MART..


Dündü benim doğum günüm. 

"Hepii dörttey anneeee" dedi bana bir minik kuş,

Yeni yaşımı ilk O (eşim) kutladı "aşkımsın benim" diyerek,

İyiki doğdun mesajları, telefonları aldım bir sürü,

Ne iyi etmişimde dünyaya gelmişim:)

4 evladın sonuncusu olarak doğmamla birlikte, şimdi güzeller güzeli kıvırcık saçlı bir fıstığın annesi, sürekli pozitif sürekli hayata olumlu bakan ve beni çok seven ince fikirli bir adamın karısıyım.

Eyyy hayat yaşlanıyorum mu ne?

Ne kaldı ki şunun şurasında 35 e:)

Daha yapılcak, görülecek çok şey var.

Dileğim hayırlı yaşlara erelim hep beraber tüm sevdiklerimle ailemle. Heeep mutlu mesut.

6 Mart 2012 Salı

VERTİGO musun nesin GİT BAŞIMDAN...

Son bir yıldır bu dertle uğraşıyorum. Adı vertigo.  

Bir gece uykumdan felaket bir baş dönmesiyle uyandım diğer bir yana döndüm geçti gibi geldi. İkinci gece tekrar  yön değiştirme sırasında aynı şeyi yaşadım ve bu sefer hiç durmadan döndü durdu başım. Sabaha kadar, sonraki bir haftaya kadar hiç geçmedi. Bir gece hüngür hüngür ağladığımı bile hatırlıyorum ne oluyor bana diye. Öyle kötü birşey ki kafanızı kaldıramıyosunuz, dönmeyle birlikte mide bulantılarınız artıyor, ne çocuğunuzu görüyor gözünüz ne eşinizi nede evin dağınıklığını. Göz açtırmıyor adama o derece.

Belki geçer ümidiyle biraz bekledikten sonra soluğu hastanede aldım. Nöroloji uzmanı muayne ve tahlillerinden sonra bunun bir vertigo hastalığı olduğunu söyledi. İlk defa duyuyordum. Neden olabileceği konusunda bilgiler verdi, KBB a yönlendirdiler kulakla ilgili bazı sebeplerden olabilir denildi. Orda da durum aynı  testler yapıldı sorun yok. Tuzsuz yiyeceksin, ani hareketlerden kaçınacaksın vs vs bilgileri alındı birkaç ilaç verildi ve evmize döndük.

Bir süre sonra normale döndüm dönmesine ama bu hiç geçmedi. Ara ara hep tekrarladı. İki gün önce olduğu gibi.  Son 1 haftadır şiddetli olmamakla birlikte yine başladı. Her seferinde başka doktorlar emarlar testler ve yine sonuç yok. Herşey normal ama ben dönüyordum taaa ki iki gün önce gittiğim hastanedeki doktorun çok basit yaptırdığı birkaç harekete kadar. İç kulakta kristaller yer değiştirirmiş ve buda denge bozukluğuna baş dönmesine neden olurmuş. Ara ara tekrarlarmış ve bazı egzersizlerle bu kristalleri yerine getirebilirmişiz. Doktorun uygulattırmış olduğu bu egzersizlerle gerçektende sorunu çözmüş olduk şimdilik. İlaç kullanmaya başlamadan o günün akşamı kendime gelmiş haldeydim. Diliyorum ki bundan sonra tekrarı olmaz diliyorum ki olsada basit uygulamalarla yine geçiştiririm.

Sağlık gibisi yok ama nedense bunu ufacıkta olsa bir yerimiz incindiğinde yada ağrıdığında anlıyabiliyoruz.

 Herkese bol bol sağlıklı günler diliyorum:)

1 Mart 2012 Perşembe

DEFNE'NİN KARYOLASINA ÇÖZÜM..

Çoook uzun zaman oldu bu korkuluğu yaptıralı ama yine tembellikten bugüne yayınlamak nasipmiş:)

Bizim kız karyolasının içine girmek için kendine yüksek gelen korkuluklarına tırmanıp içine atlıyordu , inmeye çalışırkende biraz zorlanıyordu yükseklikten dolayı, düştü mü düşecek mi endişesi yaşıyorduk bu yüzden.


Gece yada sabaha karşı yanımıza gelmek istediğinde ise mecburen kalkıp almamız gerekiyordu tabiki.
Bu durumu kolaylaştıralım istedik. Gündüz karyolasına daha rahat inip çıksın, uykusundan uyandığında ise yanımıza kendi kalkıp gelebilsin  dedik ve  diğer parmaklık korkuluğunu çıkartıp yerinden bu yarım korkuluğu yaptırdık.

İkeaya da bakmıştık bunun için fakat ordaki korkuluk çok alçaktı, Defne'nin karyolasının yüksekliğine göre.

Çok rahatlattı bu bizi.  Bu kolayca takılıp çıkartılabiliyor. Defne hiç zorlanmadan inip yanımıza gelebililiyor. 
Pratik olması sebebiyle gündüz tamamen çıkartıp akşamları uyumadan önce takıyoruz karyolasına. Belki birilerine bir fikir olabilir.


BOYA BENEK


Geçen haftalarda bir pazar günü babası Defne Ela'yı tiyatroya götürsek mi dediğinde biraz düşündüm. Malum kendinisi 5 dk oturunca sıkılan bir çocuk olduğundan, tiyatroda ne yapar ki dedim. Denemekte fayda vardır düşüncesiyle arkadaşlarımız ve çocuklarıyla birlikte pazar sabahı şehir tiyatrolarının yolunu tutarak ilk tiyatro izleme deneyimimizi gerçekleştirdik kızımızla:)


Defne Ela "diyatoya gidiyoz" diye dursun nereye gittiğinin farkında olmayan bense "ne yapacak acaba izleyecek mi? " derdindeydim.  Ama iyiki gitmişiz Defne Ela çok mutlu oldu ve hiç kıpırdamadan izledi kucağımda, koltuklar biraz alçak kalıyorduda :) O gün bugündür hiç unutmadı hala " miyav vamış, yesim vamış abla varmış, biz diyatoya gittik" diye anlatıp duruyor.

Oyunun konusu ise şöyle;

Genç kız resim ve heykel atölyesinde resim yapmaktadır. Atölyede rengarenk tablolar, tel heykeller vardır. Tel heykeller genelde hayvan figürleridir. Atölyede en çok kedi figürleri yer almaktadır. Genç sanatçı kedilerin çeşitli duruşlarını resmetmektedir. Seyircilerin gelişiyle kendi kedisi olan Benek'i çocuklara tanıştırmak ister fakat kedisi ortalıkta yoktur. Kedisini araken, genç kızın dünyasını keşfetmeye başlarız. Çok geniş bir hayal gücü vardır. Kedisini ararken, seyirciye kedisiyle olan serüvenini anlatmanın bir yolu olarak resmi, müziği ve dansı ve oyunu seçer. Oyunun sonunda kedisini atölyesinde bulacaktır, peki ama nasıl olmuş da bunca zamandır kedisinin atölyesinde olduğunu farkedememiştir?

Oyunun amacı:
Çocuğun sanat ile ilişkisini güçlendirmek, sanat yoluyla da kendini ifade edebileceğini anlatmak.
Araştırma ve bilgilenmeye teşvik etmek, öğrenmeyi eğlenceli kılmak, özeleştiri yapmanın önemini kavramak, çevresine özenli davranmaya teşvik etmek.