Lilypie Third Birthday tickers

Lilypie Fourth Birthday tickers

21 Kasım 2011 Pazartesi

BUGÜN DOĞDUĞUN GÜN KIZIM...

Doğduğun ve ikinci yaşına merhaba dediğin gündür bugün meleğim.

İki yıl oldu seni kucağımıza aldık, mutluluğunla mutlu olduk, hastalığınla üzüldük, yaramazlıklarına güldük, bazı hallerine kıyamadanda olsa kızdık.

O gülüşün, o her daim mutlu oluşun, annecim deyişin, öpüşün  ve benim sana doyamayışım.

Babana nazlı , anneye her haldesin ve yaramaz. Hep hareketli oyuna ve gezmeye doymayansın. Yeni yaşının özelliği paylaşımda zorlanan fakat sıcak kanlı ve sevecensin. Sürekli isteyensin şu günlerde, sürekli konuşansın bazen Defne'ce ama çoğu anlaşılan. Herşeyi bilgiğin halde hala popoda bezi olan, uyurkende olsa emziğini arayansın.  Meyve ve zeytini çok seversin ama diğer yemekler konusunda genelde anneyi zorlayansın. Geceleri yatağında  sabaha kadar uyumaktansa, gece yarısı uyanıp anne babanla uyumayı tercih edensin. Bitak (kitap) okumayı seven ama çabuk sıkılansın her zaman olduğu gibi. Bildiğin şarkıları yarım yarım söyleyen dans edensin. Sabahları "anne kalk babaltı edelim" " baba ise ditmiş" diyensin. Ezan sesi duyduğunda el açıp amin diyen, aklına gelişinde " anne men amin yapıyom" deyip namaza duransın:) Kaç yaşındasın diye sorduğumuzda cevap bu ara hep aynı 4:)  Daha o kadar büyümedin dediğimde ise "men bocaman oldum büyüdüm" deyip kollarını yukarı kaldırsansın. Sıkıldığında" babaanneye ditçem" diye dakikalarca kapıda ağlayanasın. Vee bir haftadır" ikiii dodun depneee" diye şarkı söyleyen "anne, baba patta acak mum üplücem" diyensin.

Yazmaya anlatmaya doyamadığımsın. Bazen gözümden akan yaş, bazense yüzümde tebessüm yada kahkahasın. Bazen kollarımın arasında minicik masum bir kız, bazense akıllıca benle kavga eden tatlı cadı. Benimsin, bizimsin. Canımızdan cansın güzel prensesim benim.


Hayat bazen çok acı olsada biz büyükler için, senin canın hiç yanmasın meleğim. Gözünden bir damla yaş akıtmasın Rabbim. Annen pek olamasada baban gibi hep pozitif düşünen ol kızım. Hep iyiyi görsün gözün. Önce anne babana sonra vatana millete hayırlı bir evlat ol inşallah. Seneye bugünde sonraki senelerde hep beraber kutlayalım yeni yaşını.  Anne ve babanla, dedelerinle, anneanne ve babaannele, teyzelerin amcaların dayıların kuzenlerin ve abla ve arkadaşlarınla eksiksiz hep sağlıklı mutlu günlerde inşallah.

Tüm dualarım seninle kızım, en güzeli duaların, en güzeli sözlerin  ,herşeyin en güzeli benden ve babandan sana hediye kızım.

Her yüzüne bakışımda Allah'a şükrediyorum ya meleğim,  bugün tekrar büyük şükürler ediyorum Rabbim'e seni bize verdiği için.

Seni çok ama çok seviyorum.

HAYATIMIN EN DEĞERLİ VARLIĞI ,

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN!


16 Kasım 2011 Çarşamba

CEREN ABLA'NIN DOĞUM GÜNÜ...

Geçtiğimiz haftalarda, daha doğrusu yaklaşık bir ay öncesi, altı minik kız  ve bir o kadar kalabalık ebeveynler ile birlikte, bir gürültü bir neşe içerisinde kutladığımız arkadaşım Ekim'in akıl küpü kızı Ceren, yeni yaşına merhaba dedi.


Ev içeri girdiğimizde nasıl derli topluydu ama gün sonunda evden ayrılırken sanki bomba patlamış gibiydi heryer:) Hele ki Ceren'nin odası aman Allah'ım dedirtecek durumdaydı. Genelde her toplanışımızdan sonra bütün gidilen evler aynı durumda oluyor. Babalar bir yanda, anneler diğer tarafta kızlar çetesi altı yavrucak ise tam kendi havalarında geçirdiğimiz güzel birgün olmuştu. Herkes pek eğlendi.

Fotoğraftanda belli olacağı gibi, pasta üzerindeki maytaplardan korkan Defne'm masadan bir an önce kaçma çabasında:) Bunu daha mumları yakmadan bekliyordum annesi olarak. Maytapların yanmaya başladığında "heh şimdi ağlayacak" derken "anneeeee" demeye başlayarak ayağa kalktı Defne yüzünü asarak:)


Tekrar nice mutlu yaşlara Ceren kız. Çok öpüyoruz seni.

15 Kasım 2011 Salı

2.YAŞA 5 KALA, DEFNE KIZIN ANASINDAN DURUM GÜNCELLEMESİ..

Merhaba herkese,

yine yokum ne zamandır, yazasım yok, okuyasım yok, bakasım yok. Nedir bu anlamadım böyle. Geldi gitsin çabucak üzerimden bu tembellik.

Son zamanlarda ülke olarak yaşadıklarımızdan sonra, televizyonda haberleri takip etmekten, izledikçe karamsar olmaktan ve gelecekte bizi yavrularımızı neler bekliyor diye düşünmekten bir bunalım haller içersindeyim.

Bir bakıyorum, herşey hoş güzel hayat devam etmekte ama bir anda da karartıveriyorum herşeyi gözlerimde beynimde ve boş geliyor hayat. Yarın ne olacağız belli mi diyorum kendime. Defne'm gündüz unutturuyor çoğu şeyi annesine. Rahatlatıyor, yormuyor enerjisiyle beni. Gülüşüyle, yarım yarım ama sürekli konuşmasıyla, şarkılarıyla atıveriyorum üzerimden miskinliği, korkuyu , endişeyi. Ama kafamı yastığa koyduğumda sessizlikle başlıyor senaryolar yazılmaya. Kızıyorum kendime biraz ve bir uyanıryorum sabah olmuş.


Çok ama çok etkiledi bu son yaşanılanlar beni. Herkesi de tabiki. Dile getirmek istedim, paylaşmak istedim sıkmadan bunaltmadan.

Kızımın Defnoş'umun 2. yaşını kutlayacağız pazar günü. Geçen yıl, aylar öncesinden planlamıştım herşeyi  yapacaklarımı, alacaklarımı vs herşeyi okeylemiştim kafamda. Yine çok heyecanlıyken bir anda geçti hevesim. Kafamda bir sürü şey varken düşünmesi bile yoruyor şimdi beni. Yeni yeni planlamaya başladım birşeyleri. İnşallah geçen yılki gibi süper olacak herşey.

                                      

Son bir iki aydır Bursa İstanbul arası sık gidip geliyoruz. Düğünler bitti derken annemin ameliyatı sonrasında kurban bayramı ve yine tam bir hafta sonra babamın ameliyatı için yine Bursa'ya yolculuk var nasipse. Bir iki hafta oralarda kalırım.

İç karartıcı postumuda yazdıktan sonra biraz rahatladım sanki:)

Bu hafta kızımın dedesi ve anneannesi bizdeler. Sık sık görüşmüş olsakta yakın zamanlarda, anne ve babanın varlığı mutlu etmez mi moral olmaz mı insana. "Sabah uyandığımda yalnız kahvaltı yapmıyacağız" diyorum mesela, bunu düşünerek yatmak bile hafifletiyor insanı. 

İşte böyle blogcanlar. Gecenin yarısında yazımı noktalarken, herkese hayırlı geceler hayırlı sabahlar olsun diliyorum ve sımsıcak sevgimi gönderiyorum.


5 Kasım 2011 Cumartesi

İYİ BAYRAMLAR....

HERKESİN MÜBAREK KURBAN BAYRAMINI İÇTEN DİLEKLERİMLE KUTLUYORUM...

HAYIRLI BAYRAMLAR..

27 Ekim 2011 Perşembe

ACIMIZ ÇOK BÜYÜK...

Yaşadıklarımızdan sonra yazmak gelmiyor içimden, tadım tuzum yok herkes gibi. 

Yüreğim kapkara oldu bir anda.


Önce şehitlerimiz ve ağlayan anne, babalar, eşler, evlatlar. Sonrada  Van depremi yıktı hepimizi.

Anne olunca insan daha bir duyarlı daha bir sulugöz mü oluyor?

Van depreminde yavrusu için ağlayan, anne babasını arayan insanları gördükçe içim alev alev yandı. Kızımı düşündüm Defnemi. İnsanın bir anda herşeyini kaybetmiş olması ne büyük acı Allah'ım diye ağladım ağlıyorumda. Kendimi koydum hep ordakilerin yerine. Şimdi orda kar yağıyor ve çadırda bebekler, çocuklar, anneleri. Ya göçük altında kalanlar. Belki hala yaşayan, yardım bekleyenler var  yığınlar arasında. Belkide birkaç saat sonra bir anne babanın bir evladın yüzü gülecek. İnşallah diyorum. Rabbim sen yardım et diyerek dua ediyorum, ediyoruz milletçe. Yardıma ihtiyacı olanların, yardım bekleyenlerin, hasta olanların, aç açıkta kalanların ve Van'a yardım için koşan tüm ekiplerin Allah yardımcısı olsun.
Bu da geçecek ama unutulmayacak aynı Marmara depremi gibi.

Ve diliyorum ki toplanan yardımlar ihtiyaç sahiplerine, depremzede kardeşlerimize ulaşır.

Rabbim bir daha böyle acı yaşatmasın.

Tüm Türkiye geçmiş olsun.

7 Ekim 2011 Cuma

CEVİZLİ KURABİYE..

Yapmışsın fakat yedin mi diye soracak olursanız (neden sorasınız ki ama ben söyleyim:)) ),  inanır mısınız tadına bile bakmadım:) Çünkü sevmiyorum kurabiye tarzı şeyleri. Ama güzeldi daha doğrusu çok güzel olduğu söylendi.



Ben yememiş  olsamda tadından eminim, inşallah sizde yaparsınız ve tadı hoşunuza gider. Gülay hanımdan esinlenerek yaptığım kurabiyelerin tarifi;

Malzemeler

150 gr margarin  (oda sıcaklığında yumuşatılmış)
1 su bardağı pudra şekeri
1 yumurta
yarım çay bardağı yoğurt
2-3 çorba kaşığı çekilmiş ceviz
1 çay kaşığı tarçın
1 kabartma tozu
3 su bardağı un

Süslemek için

ceviz içi
pudra şekeri ve tarçın

Yapılışı

Hamuru için gerekli tüm malzemeler güzelce yoğrulur.  Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar yapılıp tepsiye dizilir. Üzerlerinede ceviz içi bastırılıp  fırında 170 derecede pişirilir. Pişen kurabiyelerin üzerine sıcakken pudra şekeri ve tarçın süzgeçle elenir. Soğuduktan sonra servise hazırdır. Afiyet olsuuuun.

DALINDA, YERİNDE GÜZEL BU YEŞİL..


Aşığım ben bu yeşile,


Bursa'ya her gidişimde daha bir çoğalıyor doğaya aşkım,


Bahçemizde yeni yeni kızarmaya başlayan kızılcıkları gördükçe,


asmada büyümeye çalışan salkım salkım üzümlere baktıkça,


ve dalında kocaman olmuş elmayı koparmaya kıyamayıp, sonrasında da neden yemedim ki diye hayıflandıkça:)


bahçede yeşiller içinde mutluluktan dört köşe olmuş bir şekilde oynayan kızımı gördükçe,

insan nasıl zevk almaz öyle değil mi?

6 Ekim 2011 Perşembe

KADAYIFLI MUHALLEBİ...



Fotoğrafın böyle kötü olduğuna bakmayın sakın.  Son kalan dilimi aceleyle çekmiş bulundumda o yüzden böyle. Ama lezzet şahane kesinlikle tavsiye ediyorum. Birkaç kez başka davetlerde yememe rağmen hiç denememiştim. Bunu bizzat evimde deneyip, misafirlerimden tam not alıp ilaveler istenince çok mutlu oldum ve neden bugüne kadar hiç yapmadım ki diye kendime söylendim.

Tarif yine arkadaşım Nurcan'dan. Arkadaşımın sitesi ilk uğrak yerim bu durumlarda. Hiç düşünmeden olur mu olmaz mı diye kararsızlıkta kalmadan, seçtiğim gibi yapıyorum tarfilerini çünkü hepsi birbirinden lezzetli ve ölçüler tam tutuyor. Dilerseniz arkadaşımın sitesinden, dilerseniz burdan bakabilirsiniz.

İşte size tarif;

MALZEMELER:
KADAYIFI İÇİN
  • 50 gr margarin (ben tereyağ kullandım)
  • 250 gr kavrulmamış kuru kadayıf
  • 1 su bard şeker
  • 1 su bard iri dövülmüş ceviz
TAVUK GÖĞSÜ İÇİN
  • 1 kg süt
  • 5 yemek kaşığı tepeleme un
  • 150 gr margarin (ben daha az kullandım )
  • 1 çay bard sıvı yağ
  • 10 kaşık şeker
SOĞUYUNCA

  • 50 gr margarin (ben hiç koymadım)
  • 1 pk toz krem şanti
YAPILIŞI
Tavuk göğsü için yazdığım malzemeler tencereye alınıp sürekli karıştırılarak muhallebi kıvamına gelip iki fıkır kaynayana kadar pişirilir. soğumaya bırakılır. kadayıf için yazdığım bütün malzemeler teflon pilav tenceresine alınır sürekli karıştırarak kadayıflar pembeleşinceye kadar kavrulur. (karıştırmak önemli ki kadayıfların her yeri bir kızarsın.) pembeleşen kadayıflar kenara alınır. tavuk göğsü soğuyunca içine 50 gr margarin ve 1 pk toz krem şanti eklenir. 10 dk kadar mikserle çırpılır. büyük boy borcam tepsisine kavurduğumuz kadayıfların yarısı yayılır. üzerine dikkatlice yavaş yavaş kaşıkla tavuk göğsü dökülür. düzeltilir. kadayıfımızın kalan yarısı üzerine serpilir eşit olarak. dolaba konur. soğuyunca dilim dilim kesip servis edilir.
NOT:
"bu tatlıyı yaptığınız gün yerseniz kadayıflar kıtır kıtır oluyor. bir gün beklediğinde yumuşak kadayıflı bi tatlı oluyor. buna göre herkesin zevkine göre tatlı olduğunu düşünüyorum"  demiş canım arkadaşım gerçektende iki halide mükemmel. Sabaha kalan minicik bir parçayı yedikten sonra buna karar verdim.

BİZİM KIZLAR BİR ARADA...

Geçen hafta cuma gününe tüm arkadaşlarımızı toplama planı yaptım ve tüm çocuklar ve ebeveynler olarak çok güzel bir gece geçirdik hafta sonuna girmeden.

En çokta çocuklar eğlendiler. Hele ki benim minik kızım, ablalarıyla olmaktan çok mutluydu. Sürekli birşeyler anlattı onlara, arkalarından gezdi isimlerini söyleyerek. Saat gece yarısı olduğunda ise hala ayaktaydı bütün fıstıklar. Hepside hallerinden memnun, ayrı ayrı kendi kafalarına göre oynuyorlardı.

Bir yandan çaylarımızı yudumlarken bir yandan da onları izlemek çok ama çok keyifliydi.

En yakın zamanda toplanma sözü vererek birbirmize, bitirdik güzel gecemizi.

İşte bu fotoğrafta akşamın özeti;



Büyükten küçüğe, İdil Su abla, Ceren abla, Tuana Başak, Kayra Berrak ablaları ve minik kuş Defne Ela.

5 Ekim 2011 Çarşamba

YALANCI ÇİĞ KÖFTE HEMDE YUMURTALISINDAN:)


Geçen hafta çocuklarıyla birlikte evimize misafir olan arkadaşlarımız için hazırladığım menü içerisinde bulunan bir tariftir bu. Herkes ve bende çok beğenerek yedik afiyetle. Acısı biraz daha fazla olsaydı daha iyi olurdu fakat çocuklarda yemek ister diye acıyı azaltmak durumunda kaldım.

Daha öncede yapmış olduğum ve tarifi aynı olan bu lezzeti, canım arkadaşım Nurcan'nın sitesinden çalarak size yayınlıyorum:)

 
MALZEMELER
 
  • 3 SU BARD ESMER ÇİĞ KÖFTELİK BULGUR
  • 2 ORTA BOY KURU SOĞAN
  • 7-8 DİŞ SARIMSAK
  • 3 ORTA BOY DOMATES

  BAHARATLAR
  • 1,5 TATLI KAŞIĞI İSOT (ÇOK ACI YİYEMEYENLER BUNU KOYMASIN)
  • 1 TATLI KAŞIĞI KARABİBER
  • 2 TATLI KAŞIĞI SUMAK
  • 1 TATLI KAŞIĞINDAN AZ KİMYON
  • 1 TATLI KAŞIĞI TOZ KIRMIZI BİBER
  • 1 TATLI KAŞIĞI PULBİBER
  • TUZ
  • 2 YEMEK KAŞIĞI BİBER SALÇASI
  • 3 YEMEK KAŞIĞI DOMATES SALÇASI
  • 7-8 YEMEK KAŞIĞI NAR EKŞİSİ
YOĞURDUKTAN SONRA
  • YARIM DEMET KIYILMIŞ MAYDONOZ
  • 3 TANE TAZE SOĞAN
  • 2 YUMURTA (ÇIRPILIP TEREYAĞDA PİŞİRİLECEK)
YAPILIŞI
KURU SOĞAN, SARIMSAK, DOMATES RONDODA YADA ROBOTTA İYİCE ÇEKİYORUZ. BU KARIŞIMA BULGURUMUZU KATIP ARA SIRA KARIŞTIRMAK SURETİYLE 2 SAAT BEKLETİYORUZ. 2 SAAT BEKLEDİKTEN SONRA BAHARATLAR KISMINDA YAZDIĞIM BÜTÜN MALZEMELERİ BULGURUMUZA KATIP İYİCE YOĞURUYORUZ. DAHA SONRA MAYDONOZ VE TAZE SOĞANIMIZI KATIP TEKRAR YOĞURUYORUZ. ÇIRPIP YAĞDA PİŞİRDİĞİMİZ YUMURTALARIMIZI İLAVE EDİP YOĞURDUKTAN SONRA ŞEKİL VERİP SERVİS EDİYORUZ.