Lilypie Third Birthday tickers

Lilypie Fourth Birthday tickers

27 Ekim 2011 Perşembe

ACIMIZ ÇOK BÜYÜK...

Yaşadıklarımızdan sonra yazmak gelmiyor içimden, tadım tuzum yok herkes gibi. 

Yüreğim kapkara oldu bir anda.


Önce şehitlerimiz ve ağlayan anne, babalar, eşler, evlatlar. Sonrada  Van depremi yıktı hepimizi.

Anne olunca insan daha bir duyarlı daha bir sulugöz mü oluyor?

Van depreminde yavrusu için ağlayan, anne babasını arayan insanları gördükçe içim alev alev yandı. Kızımı düşündüm Defnemi. İnsanın bir anda herşeyini kaybetmiş olması ne büyük acı Allah'ım diye ağladım ağlıyorumda. Kendimi koydum hep ordakilerin yerine. Şimdi orda kar yağıyor ve çadırda bebekler, çocuklar, anneleri. Ya göçük altında kalanlar. Belki hala yaşayan, yardım bekleyenler var  yığınlar arasında. Belkide birkaç saat sonra bir anne babanın bir evladın yüzü gülecek. İnşallah diyorum. Rabbim sen yardım et diyerek dua ediyorum, ediyoruz milletçe. Yardıma ihtiyacı olanların, yardım bekleyenlerin, hasta olanların, aç açıkta kalanların ve Van'a yardım için koşan tüm ekiplerin Allah yardımcısı olsun.
Bu da geçecek ama unutulmayacak aynı Marmara depremi gibi.

Ve diliyorum ki toplanan yardımlar ihtiyaç sahiplerine, depremzede kardeşlerimize ulaşır.

Rabbim bir daha böyle acı yaşatmasın.

Tüm Türkiye geçmiş olsun.

7 Ekim 2011 Cuma

CEVİZLİ KURABİYE..

Yapmışsın fakat yedin mi diye soracak olursanız (neden sorasınız ki ama ben söyleyim:)) ),  inanır mısınız tadına bile bakmadım:) Çünkü sevmiyorum kurabiye tarzı şeyleri. Ama güzeldi daha doğrusu çok güzel olduğu söylendi.



Ben yememiş  olsamda tadından eminim, inşallah sizde yaparsınız ve tadı hoşunuza gider. Gülay hanımdan esinlenerek yaptığım kurabiyelerin tarifi;

Malzemeler

150 gr margarin  (oda sıcaklığında yumuşatılmış)
1 su bardağı pudra şekeri
1 yumurta
yarım çay bardağı yoğurt
2-3 çorba kaşığı çekilmiş ceviz
1 çay kaşığı tarçın
1 kabartma tozu
3 su bardağı un

Süslemek için

ceviz içi
pudra şekeri ve tarçın

Yapılışı

Hamuru için gerekli tüm malzemeler güzelce yoğrulur.  Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar yapılıp tepsiye dizilir. Üzerlerinede ceviz içi bastırılıp  fırında 170 derecede pişirilir. Pişen kurabiyelerin üzerine sıcakken pudra şekeri ve tarçın süzgeçle elenir. Soğuduktan sonra servise hazırdır. Afiyet olsuuuun.

DALINDA, YERİNDE GÜZEL BU YEŞİL..


Aşığım ben bu yeşile,


Bursa'ya her gidişimde daha bir çoğalıyor doğaya aşkım,


Bahçemizde yeni yeni kızarmaya başlayan kızılcıkları gördükçe,


asmada büyümeye çalışan salkım salkım üzümlere baktıkça,


ve dalında kocaman olmuş elmayı koparmaya kıyamayıp, sonrasında da neden yemedim ki diye hayıflandıkça:)


bahçede yeşiller içinde mutluluktan dört köşe olmuş bir şekilde oynayan kızımı gördükçe,

insan nasıl zevk almaz öyle değil mi?

6 Ekim 2011 Perşembe

KADAYIFLI MUHALLEBİ...



Fotoğrafın böyle kötü olduğuna bakmayın sakın.  Son kalan dilimi aceleyle çekmiş bulundumda o yüzden böyle. Ama lezzet şahane kesinlikle tavsiye ediyorum. Birkaç kez başka davetlerde yememe rağmen hiç denememiştim. Bunu bizzat evimde deneyip, misafirlerimden tam not alıp ilaveler istenince çok mutlu oldum ve neden bugüne kadar hiç yapmadım ki diye kendime söylendim.

Tarif yine arkadaşım Nurcan'dan. Arkadaşımın sitesi ilk uğrak yerim bu durumlarda. Hiç düşünmeden olur mu olmaz mı diye kararsızlıkta kalmadan, seçtiğim gibi yapıyorum tarfilerini çünkü hepsi birbirinden lezzetli ve ölçüler tam tutuyor. Dilerseniz arkadaşımın sitesinden, dilerseniz burdan bakabilirsiniz.

İşte size tarif;

MALZEMELER:
KADAYIFI İÇİN
  • 50 gr margarin (ben tereyağ kullandım)
  • 250 gr kavrulmamış kuru kadayıf
  • 1 su bard şeker
  • 1 su bard iri dövülmüş ceviz
TAVUK GÖĞSÜ İÇİN
  • 1 kg süt
  • 5 yemek kaşığı tepeleme un
  • 150 gr margarin (ben daha az kullandım )
  • 1 çay bard sıvı yağ
  • 10 kaşık şeker
SOĞUYUNCA

  • 50 gr margarin (ben hiç koymadım)
  • 1 pk toz krem şanti
YAPILIŞI
Tavuk göğsü için yazdığım malzemeler tencereye alınıp sürekli karıştırılarak muhallebi kıvamına gelip iki fıkır kaynayana kadar pişirilir. soğumaya bırakılır. kadayıf için yazdığım bütün malzemeler teflon pilav tenceresine alınır sürekli karıştırarak kadayıflar pembeleşinceye kadar kavrulur. (karıştırmak önemli ki kadayıfların her yeri bir kızarsın.) pembeleşen kadayıflar kenara alınır. tavuk göğsü soğuyunca içine 50 gr margarin ve 1 pk toz krem şanti eklenir. 10 dk kadar mikserle çırpılır. büyük boy borcam tepsisine kavurduğumuz kadayıfların yarısı yayılır. üzerine dikkatlice yavaş yavaş kaşıkla tavuk göğsü dökülür. düzeltilir. kadayıfımızın kalan yarısı üzerine serpilir eşit olarak. dolaba konur. soğuyunca dilim dilim kesip servis edilir.
NOT:
"bu tatlıyı yaptığınız gün yerseniz kadayıflar kıtır kıtır oluyor. bir gün beklediğinde yumuşak kadayıflı bi tatlı oluyor. buna göre herkesin zevkine göre tatlı olduğunu düşünüyorum"  demiş canım arkadaşım gerçektende iki halide mükemmel. Sabaha kalan minicik bir parçayı yedikten sonra buna karar verdim.

BİZİM KIZLAR BİR ARADA...

Geçen hafta cuma gününe tüm arkadaşlarımızı toplama planı yaptım ve tüm çocuklar ve ebeveynler olarak çok güzel bir gece geçirdik hafta sonuna girmeden.

En çokta çocuklar eğlendiler. Hele ki benim minik kızım, ablalarıyla olmaktan çok mutluydu. Sürekli birşeyler anlattı onlara, arkalarından gezdi isimlerini söyleyerek. Saat gece yarısı olduğunda ise hala ayaktaydı bütün fıstıklar. Hepside hallerinden memnun, ayrı ayrı kendi kafalarına göre oynuyorlardı.

Bir yandan çaylarımızı yudumlarken bir yandan da onları izlemek çok ama çok keyifliydi.

En yakın zamanda toplanma sözü vererek birbirmize, bitirdik güzel gecemizi.

İşte bu fotoğrafta akşamın özeti;



Büyükten küçüğe, İdil Su abla, Ceren abla, Tuana Başak, Kayra Berrak ablaları ve minik kuş Defne Ela.

5 Ekim 2011 Çarşamba

YALANCI ÇİĞ KÖFTE HEMDE YUMURTALISINDAN:)


Geçen hafta çocuklarıyla birlikte evimize misafir olan arkadaşlarımız için hazırladığım menü içerisinde bulunan bir tariftir bu. Herkes ve bende çok beğenerek yedik afiyetle. Acısı biraz daha fazla olsaydı daha iyi olurdu fakat çocuklarda yemek ister diye acıyı azaltmak durumunda kaldım.

Daha öncede yapmış olduğum ve tarifi aynı olan bu lezzeti, canım arkadaşım Nurcan'nın sitesinden çalarak size yayınlıyorum:)

 
MALZEMELER
 
  • 3 SU BARD ESMER ÇİĞ KÖFTELİK BULGUR
  • 2 ORTA BOY KURU SOĞAN
  • 7-8 DİŞ SARIMSAK
  • 3 ORTA BOY DOMATES

  BAHARATLAR
  • 1,5 TATLI KAŞIĞI İSOT (ÇOK ACI YİYEMEYENLER BUNU KOYMASIN)
  • 1 TATLI KAŞIĞI KARABİBER
  • 2 TATLI KAŞIĞI SUMAK
  • 1 TATLI KAŞIĞINDAN AZ KİMYON
  • 1 TATLI KAŞIĞI TOZ KIRMIZI BİBER
  • 1 TATLI KAŞIĞI PULBİBER
  • TUZ
  • 2 YEMEK KAŞIĞI BİBER SALÇASI
  • 3 YEMEK KAŞIĞI DOMATES SALÇASI
  • 7-8 YEMEK KAŞIĞI NAR EKŞİSİ
YOĞURDUKTAN SONRA
  • YARIM DEMET KIYILMIŞ MAYDONOZ
  • 3 TANE TAZE SOĞAN
  • 2 YUMURTA (ÇIRPILIP TEREYAĞDA PİŞİRİLECEK)
YAPILIŞI
KURU SOĞAN, SARIMSAK, DOMATES RONDODA YADA ROBOTTA İYİCE ÇEKİYORUZ. BU KARIŞIMA BULGURUMUZU KATIP ARA SIRA KARIŞTIRMAK SURETİYLE 2 SAAT BEKLETİYORUZ. 2 SAAT BEKLEDİKTEN SONRA BAHARATLAR KISMINDA YAZDIĞIM BÜTÜN MALZEMELERİ BULGURUMUZA KATIP İYİCE YOĞURUYORUZ. DAHA SONRA MAYDONOZ VE TAZE SOĞANIMIZI KATIP TEKRAR YOĞURUYORUZ. ÇIRPIP YAĞDA PİŞİRDİĞİMİZ YUMURTALARIMIZI İLAVE EDİP YOĞURDUKTAN SONRA ŞEKİL VERİP SERVİS EDİYORUZ. 

30 Eylül 2011 Cuma

22.AY

Son zamanlarda nasılda şaşırtıyorsun bizi konuşmanla, yaptıklarınla.

Hele ki şu bir aydır gereksiz yere  ağlamalarınla, benimle inatlaşmanla, kavga eder gibi bana parmak kaldırmanla, sürekli bitmez isteklerinle bambaşka Defne görüyorum sanki karşımda. 2 yaş sendromu dedikleri şey bu mu yoksa? "Anne uyutsun, anne yedisin" demelerin, sürekli peşimde dolanmaların biter diye umut ediyorum canım kızım.

Büyüdün büyümesine de sanki gün geçtikçe, zaman ilerledikçe daha bir bilmiş daha bir inatçı, daha yaramaz oluyor gibisin.

22 ayı geride bıraktık, ne kaldı ki 2.yaşını kutlayacağımız o güne. Çok hızlı büyüyorsun ve ben birşey anlamıyor gibiyim, yorulsamda bazen sinirlerim tepeme çıkıp oflayıp puflasamda çabucak geçiyor işte zaman. 

Tuvalet eğitimi konusunda  halen aynı yerdeyiz ne bende ne de kızımda bir ilerleme yok, şimdilik beklemedeyiz ikimizde:)

Emzikte ise son bir aydır daha bir bağımlılık görüyorum Defnoş'umda. Ama şu sıralar gündüz ve uyuturkende vermiyorum. Sadece gece uyanırsa yada uyanır gibi olursa o zamanlar veriyorum. Aklına gelir gelmez "meme  vey " diye istiyor emziğini. Bende "kargaya attık, kestik köpeklere attık" diye avutuyorum şimdilik. Bir süre daha böyle devam.

İştahı, ramazan bayramı geçirdiği boğaz enfeksiyonu nedeniyle çok kötüydü. Şükürler olsun ki düzeldi bu durum. Şimdi "mama yicem" deyip yemek istediği şeyleride gösterip istiyor güzelce ve ben çok mutluyum bu durumdan. Birde hergün "hadi bakkala ditçez"  diyerek dedesini dışarı çıkartmasıyla aldıkları şekerleri yemeye alıştı.

Gündüz uykusu bazen bir kere 2 , 2 buçuk saat, bazense günde iki kez uyuyor. Akşamları ise her zamanki alıştığı saatte uyuyup, geceyi kah odasında kendi yatağında kah anne baba yanında geçiriyor:)

Paylaşımcı değiliz şu sıralar. Ama genelde bu yaşta böyle olurmuş. Benlik duyguları gelişirmiş çocukların. Defne'de aynı böyle. Elindekini kimseye vermek istemiyor ne olursa olsun. Markette bile aldığı birşeyi kasadan geçirebilmek için alamıyoruz elinden. Bende babasıda cömert insanlarızdır ayıptır söylemesi:) inşallah kızımızda aynı bizim gibi olur.

Konuşması 41 kere maşallah çok iyi. Herşeyi söyleyebiliyor,karşılıklı konuşarak anlaşabiliyoruz artık, kavga bile ediyor bizimle daha ne olsun :) "sus atık bamam sisti"
diyerek. Bazen bebeğiyle oynarken izliyorum "uyu atık yetey" diyor işaret parmağını kaldırarak. Taklit yeteneği ilerlemiş durumda. Çevresinde gördüğü  duyduğu şeyleri yapmaya çalışıyor. Bazen istemediğim davranışlarda yapıyor elbette.

En büyük alışkanlığı ve en büyük derdimiz ise çok gezmek istemesi. Hiç evde durmak istemiyor hep hareket edecek hep gezecek. Sürekli dilinde paka ditçem, makete ditçem, bakkala ditçem, babaanneye ditçem . Gözünü açar açmaz başlıyor bunları sırayla söylemeye. Babaanne ve dedesi sağolsun gezdiriyorlarda, fena alıştı kışa ne yaparız bilemiyorum.

Bu ay beni en çok mutlu eden şey ise kızımın bana gözünü açar açmaz "annecim" demesi. "Annecim galk", "annecim tu iççem", "annecim gel". Duydukça o kadar mutlu oluyorum ki anlatamam. Sadece bana değil babasınada canı isteyince babacım diyor. Bazende işine gelen durumlarda kullanıyor -cım -cim ekini. Geçenlerde evimize gelen dayısının, sırf gezmeye götürsün diye "dayıcım dayıcım" diye gezdi peşinden.

Çok uzun bir yazı oldu sanırım:))

İşte kızımdan son haberler böyle sevgili dostlar.

 Herkese güzel bir hafta sonu diliyorum.

Sevgiyle kalın ve şimdilik hoşçakalın....

29 Eylül 2011 Perşembe

ANASININ KIZI...

Kimden görüyorda böyle yapıyor demiyorum bile. Bu konuda çok örneği var çünkü. Önce anne ve babası:)

Hiç fırsatı kaçırmıyor fındığım. Bilgisayarımı alabileceği bir yere bıraktıysam eğer hemen kucaklıyor bir hışımla. Genelde hemen farkediyorum alıyorum elinden. Ama bazende bir işe odaklandıysam eğer keyifle bir anda  bu rahat pozisyona kuruluyor hemen kendisi.

Tak tak vuruyor klavyesine. Görende gerçekten birşeylere bakıyor sanar bakışlarından. "Anne bak bakıom" , ekranı kapatırkende sanki işi bitmiş gibi "mamam (tamam) bitti " demesine ve kaldırıp yerine koyma çabasınada bitiyorum zaten.



Kim gördüyse bu halini ee anasının kızı dedi nedense:) 


Sonrada bir dergisini alıp " bitak okuom anne" diyerek uzanıyor koltuktaki aynı yerine:)

HEM AĞLARIM HEM GİDERİM........

O evin tek kızı, anne babasının gözbebeği.

Hiç istemedi babası uzaklara evlensin gitsin kızı ama kaderde benim gibi ailesinden uzakta yaşaması varmış.

Sözdü nişandı derken ne çabuk geçti günler. Hiç evlenecek gözüyle bakamadık sana. Hep küçüksün gibi geldin gözümüze.

Herşeyi doya doya yaşadın, sevdiğimle evlenecem dedin evlendin. Bundan sonrada her dileğin gerçekleşir inşallah.  

Rabbim yüzünü hep güldürsün, eşin ve sana ömür böyü mutluluklar diliyorum Zeyno'cum.

Buda kızım ve benim kına gecesinden bir fotoğrafımız:)

.

İlk bir saat çok mutsuzdu küçük hanım ama sonra açıldı.

BİZ GELDİİİK.........

Yine çok oldu değil mi buralara uğramayalı?

Ailecek o kadar yoğun ve güzel günler geçirdik ki daha yeni yeni üzerimdeki yorgunluğu atabiliyorum.

Önce ramazan bayramı , sonrasında kızımla bir hafta kalıp kuzenim Zeynep'ciğimin çeyizini götürdük yeni yurdu Bandırma'ya. Bizde adettir kız evinden çeyiz çıkarken eş dost davet edilir. Oğlan evi geldiğinde ise çeyiz sandığına kız tarafından biri oturur ve makul bir bahşiş istenir:) Ahh o sandığa kızım otursun diye az dolanmadım sandık etrafında ama bir baktık ki başkası kurulmuşta pazarlık bile yapıyor:)

Neyse, bu bir hafta içerisinde abla kardeş domates salçası yapalım dedik ve sıvadık kolları hem salça hemde kışlık soslar hazırladık. Benim pek faydam olamasada elimden geldiğince birşeyler yapmaya çalıştım. Bizim küçük  hanımla zor oldu bu sene salça işi.

Evimizin direği:)) bizi almaya gelip İstanbul'a evimize döndüğümüzde ise yanımızda yakışıklı yeğenim Hasan Emir'i de getirmiştik. Çünkü  dört gün sonra kuzenim Zeynep'in düğünü için tekrar Bursa'ya dönecektik ve döndük.

Düğünü, Bursa sonrada Bandırma'da bitirir bitirmez eh artık dinlenme zamanı diyerek salondan çıktığımız gibi Ören'e gitmek için düştük yollara. Dört güzel günü burada geçirdik bitti ve şimdi evimizdeyiz. Haa geldiğimiz gibi bu seferde eşimin kuzeninin düğünü için hazırlandık. Ama bu sefer şehir içi olması nedeniyle  fazla yorulmadık:)  Daha bitmediii,  düğünleri bitirdik eve döndük sonrasında da Bursa'dan gelen abi ve yengemi bir günlük misafir ettik.

Huhh yazarken bile yoruldum sanki. Yazdıklarım sadece bir özet şimdilik. Detayları fotolarla birlikte yazacağım yakında.

Defne ve Defne kızın anası benden herkese kucak dolusu sevgiler...